27 Eylül’de İstanbul, ilginç bir film festivaline ev sahipliği yapacak. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından düzenlenen ‘Uluslararası Suç Ve Ceza Film Festivali’nde film gösterilerinin yanında farklı konularda paneller gerçekleştirilecek.

Darbeler ve insan haklarının tartışılacağı panellerden birinin başlığı da ‘Aşk Bir Suç mudur?’. Nişantaşı Citylife Sinemaları’nda ünlü isimlerin konuşacağı panelin yöneticisi Psikiyatr Prof. Dr. Bengi Semerci’ Posta Gazetesi’nin AŞK’a dair sorualrını yanıtladı. İşte ayrıntılar:

Aşk nedir?

Buna bir çok yanıt verilebilir. Her şeyden önce aşk, bir duygudur. Ve tüm duygular gibi kalbimizin işlevleri ile değil, beynimizin işlevleri ile ilişkilidir. Limbik sistemi (duyguları kontrol eden bölüm) ilgilendirir: İnsanda mutluluk hissi, iştah kaybı, coşku gibi değişimler gösterir. Ama aşk, sadece dopamin artması, serotonin azalması ile açıklanamaz. Aşkı üremeyi amaçlayan bir dürtü olarak tarif edenler de var. Başka bir tanımla aşk, sevgi nesnesinin kendinden başkasına yatırımıdır. O nedenle aşk basitçe ‘ben olmaktan’ çıkıp ‘biz olmak’ şeklinde tanımlanır.

Aşk gözü körleştirir mi?

Bunun nedeni, zihnimizin normalde gerçekleştirebildiği aktiviteleri yapamamasıdır. Normalde insanları algılarken bazı beyin aktivitelerimizle değerlendirmeler yapar, sonuçlar çıkarırız. Aşıkken bu mekanizmalar çalışmadığı için algılarımız bozulur. Karşımızdakini nasıl algılamak istiyorsak öyle görmeye başlarız. Yani, bir anlamda kör oluruz. Bu körlük, çoğu kez geçicidir.

O zaman aşk hastalıktır, bir gün geçebilir. Öyle mi?

Romantik aşkı hastalık olarak algılamak bana doğru gelmiyor. Evet, hastalıklı aşklardan hastalık diye bahsedilebilir. Takıntılar, bağımlılıklar başta olmak üzere birçok hastalıkta görülen değişikliklerle aşk hali benzeşir. Aşkı bir hastalık olarak tanımlamak yerine, hasta olanların bunu aşka yansıtmaları daha doğru.

“Aşk teslimiyettir”

Peki hastalıklı aşk nedir?

Erotomani (delicesine sevme) dediğimiz bir sanrısal bozukluktur. Kişi, başka birinin kendisine aşık olduğuna ilişkin ağır düşünce bozukluğu taşır. O kişiyi rahatsız eder, arar, yazar, takip eder. Aşağılansa da hapse yollansa da o kişinin kendisine aşık olduğuna inanır. Bunun derecesi hastalıklı durumu belirler. Daha hafif durumlarda karşı tarafın yaşamına çok müdahale etmez, daha çok kendine zarar verir. Bu da gittikçe artan takıntılı olma ve erotmaniye giden bir yoldur. Biz toplum olarak bu aşklara gerçek aşk muamelesi yapıyor, karasevda ya da karşılıksız aşk gibi adeta hastayı kurban haline sokan isimler veriyoruz.

Aşk için tam bir teslimiyet gerekli mi? Tam teslimiyetten neyi kast ediyorsunuz?

Gözün kör olması ise, ondan bahsettik. Âşık olduğunuz kişiye beklentilerinizi yansıtmak ve bunu gerçek kabul etmekse, zaten çok da elinizde olan bir şey değil bu. Aşka teslimiyetten bahsediyorsanız; insanın duygularını engellememesi gerekir. Gereken şey, duygularımızı kontrol edebilmek. Aşkın güzel yanı, algılayamadan sevme gücü, yani kör olmasıdır. Bu da yeterince teslimiyettir aslında.

 Aşkta zamanlama hatası diye bir şey var mıdır?

Pek mümkün değil. Kime göre hatalı olabilir zamanlama? Aşık olabilmek büyük bir nimet. Zamanlama hatası, ancak yeterince aşık olamamaktan kaynaklanabilir.

“Tüyolar işe yaramaz”

Aşkın büyüsüne kapılmadan gerçekçi bir ilişki yaşamak mümkün mü?

Aşkı geçici bir çılgınlık, algı bozukluğu diye kabullenirsek, algılarımız düzeldiğinde hâlâ karşımızdaki kişiyi sevebiliyorsak, arkadaş olabiliyor, yani aşkın yerine daha kalıcı, daha akılcı duyguları koyabiliyor, onları sürdürebiliyorsak, bir anlamda romantik aşk sürüyordur. Siz de yeterince gerçekçi ve olgun bir aşk yaşıyorsunuzdur.

Aşk ne zaman bir suç olur?

Aşkın kendisi tabii ki suç değil. Ama hastalıklı bir aşk yaşandığında, aşık olduğunuzu düşündüğünüz kişiye zarar vermeye başladığınızda suç başlar. Bu suçlar takip etme, rahatsız etme, arama, tehdit etme, hatta maalesef öldürmeye kadar gidebilir.

İnsanlar birbirine aşk konusunda tüyolar veriyor. Birinde işe yarayan tüyo diğerine ilaç olur mu?

Aşk bir körlük, algılama bozukluğu, sevgi nesnenizi başkasına yatırma gibi tanımlanırken kişi başkasına nasıl aşk tüyosu verebilir? En fazla bazı davranış taktikleri olabilir, ki bunun da işe yaramayacağını görebiliriz. Sadece duygularımızı nasıl kontrol edebileceğimizi öğrenebiliriz.

Mutlu aşk yok mudur?

Nasıl olmaz! Aşkın kendisi mutluluktur, coşkudur. Ama âşıkken bu duygular hızlı iniş çıkışlar yaşayabilir. Yani bir anda mutluluktan mutsuzluğa, oradan yine mutluluğa gidiş olabilir. Aşkın mutsuzluk evresi algılarımızın düzelmeye başladığı ve karşımızdaki kişiyi aslında olduğu gibi değil, istediğimiz gibi algıladığımızı fark ettiğimiz dönemdir. İkisi arasında büyük fark varsa, mutsuz olunur. Mutsuz aşk az önce söylediğimiz hastalıklı aşkların tarifi olabilir.

“Tek sorumlu; beyin”

Aşkın sırrı akılda mıdır kalpte mi?

Sorumlusu, beynimiz. “Seni kalbimle değil, beynimle seviyorum” sözü, varolan bir gerçeği müthiş bir şeymiş gibi ortaya koymaktır. Bu cümlenin anlamı ‘kime âşık olacağımı hesapladım, bir plan yaptım ve beynimi kullanarak âşık oldum’sa, bu aşk değildir. Çünkü aşk, planları yok eden bir süreçtir. “Bu adam bu kadına ya da bu kadın bu adama nasıl âşık olmuş”un altında yatan sır da bu: Gerçek algısının değişmiş olması.

Bir tarafta aşkı sırf cinsellik olarak görenler var, bir tarafta uğruna cinayet işleyenler… Nasıl bir denge olmalı?

Cinsellik, aşkın bir bölümü. En azından beyin fonksiyonlarına baktığımızda, aşkla birlikte cinselliğin de uyarıldığını görüyoruz. Ama seksi, her zaman aşkla bağdaştırmak mümkün olmaz. Uğruna cinayet işlemeye gelince, hastalıktan bahsetme zamanı gelmiş demektir.

“Aşka ömür biçilemez”

Aşkın ömrü ne kadardır? Ömür boyu birini sevmek mümkün müdür? Aşka ömür biçilebilir mi?

Aşkın o çılgınca, coşkulu halini kaybetmekten korkunca aşkı uzatmaya çalışıyoruz. Oysa aşkın o dönemi bitince gördüklerimiz, en az aşkın kendisi kadar tatmin edici bir duygu olabilir. İşte o zaman ömür boyu birini sevmekten, yani olgun aşktan bahsetmek mümkündür.

Başka birine âşık olup eşine ihanet edenler suçlu mu?

Âşık olmak suç değil. Sadakatsiz olmak başka bir şey. Orada duyguların dışında birlikte olmanın getirdiği bazı anlaşmalar, kurallar gündeme gelir. Suç; aşık olmak değil, iki kişi arasındaki yazısız bir anlaşmaya uymamaktır.

Aynı anda birden fazla kişiye âşık olunur mu?

Gerçek sevgi nesnenizi aynı anda birden fazla yere yatırmak mümkün. Yani birine aşk duyarken başka boyutta yatırımlarınız olabilir. Geniş anlamda aşka ‘kadın ve erkek arasında yaşanan duygu’ diye bakmak çok gerçekçi değil. O zaman tabiat aşkını, ilahi aşkları nereye koyacağımız sorunu ortaya çıkar. Ancak, kişi olarak iki adres olmaz. O zaman gözünüz yeterince kararmamış, algılarınız yeterince bozulmamış demektir. Aşk iki kişilik bir dünya, iki kişinin bazen sorunlu derecede diğer dünyayı göremediği bir durumdur.

“Aşka aşık olmak bağımlılıkla ilgili”

 Kadın ve erkek, aşkı farklı mı yaşar?

Beyin yapılarındaki farklılıklar, algılama ve duyguları yansıtma farklılıkları, kadın ve erkeğin aşkı farklı aksettirmesine neden olabilir.

Sürekli aşk peşinde koşanların durumunu nasıl yorumlamalı?

Aşkın kendisine âşık olanlar. Onların sevdiği, âşık oldukları, peşinden koştukları kişi değil, aşkın yarattığı değişik duygusudur. Aşkın beyinde yaptığı bazı değişimler, bağımlılık değişimine benzer. Bu yüzden bunu bir çeşit aşk bağımlılığı olarak algılamak mümkün. Bir de âşık olamayanlar var ki, sevgiyi kendinden başka bir nesneye aktaramazlar ve mutlak yalnızlığa mahkûmdurlar. Onların durumunu ayrı değerlendirmek gerekir.

(10.09.2011 tarihli Cumartesi Postası’ndan alınmıştır.)
haber;aktuelpsikoloji.com

About these ads