Ne çok düşünüyorum ben böyle karınca gibi,ağustos böceklerini…

Öyle bırakıcam kendimi, boşvermişlik çökücek üstüme ,yayılıcam biraz sarı koltuğumda sonbahar gibi…Düşünmücem sevgilim nerde,neden aramadı,düşünmücem sevdiğim işte neden değilim, cebimdeki limit beni ne kadar idare eder diye…düşünmücem kim beni ne kadar seviyor..ben ne yapabilirim sevdiklerime..Hayatı üstümden çıkarıp atıcam yatağımın kenarına…Gardrobumdan hep ‘ne derler?’ diye giyemediğim kırmızı elbisemi giyicem,kimsenin beğenmediği ayakkabalarımı geçiricem yorgun ayaklarıma …Çirkin sesimle şarkı söylicem dudaklarım kıpırdamadan adım attığım şehrin sokaklarında..İster istemez bir gülümseme gelicek yüzüme,saklamaya çalışıcam önce insanlardan,sonra gözlerinin içine baka baka gülümseyişimle geçicem yanlarından..Şiirlerin sözünü dinleyip çıplak ayakla dolaşıcam sahilde,ayak izlerimin fotoğrafını çekicem,dalgalarla ayaklarımı gıdıkladıktan sonraa…Meltem esintisinden bir nefes çekicem içime gözlerim kapalı..Meditasyonsal bir edayla dönüşücem ağustos böceği evrimime..Uzun sürmücek belki,saat onikiden sonra yine karıncalığıma dönüşücem ben,ağustos böceklerime atıcak yine kalbim biliyorum…Ama ne var bir süre hayatımın ağacının altına uzanıp bende kendi bestemi çalıp söylesem en galesiz halimle…üzerimde hiçbir günün,hiçbir sevdiğin yükü olmadan??

Reklamlar