Zamanı saymak, çocukken o hiç sevmediğim öksürük şurubunu yutmak kadar zor..
Gözlerim doluyor,kızarıyorum..
Takılıp kalıyor boğazıma,geçmiyor..
Bu sensiz zamanı yutmaya duyduğum mecburiyet, beni çocuksu bir inada sürüklüyor..
Sabırsızlığımı eve atıyorum..
Tüm hafif yana eğilmiş tabloları düzeltiyor ellerim duvarlardaki..
Çocuk gibi oyunlar arıyorum evin içinde..
Çabuk sıkılıyorum hep,
bütün yaratıcılığımı kullansamda aklım bir tek sana çalışıyor.
Olmadığın anlar keyifsiz sevgilim.
Sensiziliğimi biten günün her köşesine boyuyorum,
Ellerimde hala senin renkli izlerin,
yokluğuna dayanma gücümü beceriksizce üstüme başıma bulaştırmışım yine.
Ama hala çok istediği filmi izlemek yerine,
Hiç sevmediği vakitsiz haber saatinde, zorla yatağına yatırılmış çocuğun kırgın küskünlüğü var yüzümde…
İnatya,uyumuyorum işte
Gözlerim sımsıkı kapamış uyur taklidi yaparken bile aklım hep seni sayıyor hala..
hiç çıkmıyor gülümseyişin,gözlerin,sen ve sana dair olan ben…
Sabırsızım yokluğunda,
Bir telaşla bitirdiğim günün rövanşı gece..
Olmadığın anlar keyifsiz sevgilim,
tadı yok sensiz yıldızlara isim koymanın…