Tesadüfen karşılaştım,play tuşuna bastım ve karşımda bir adam.Aşık bir adam,yalnızca gülerken değil,her şey yolunda giderken değil,eğlenirken değil,ona her şeyi verebildiği anlar değil.Ona hiçbir şey veremediği anlarda onu sevmeye devam eden,aşık bir adam.Rüya gibi değil mi? O kadar hızla tüketmeye başladık ki sevgileri,olması gereken bize masal gibi gelir oldu.Ardına sırt çantasını takıp,gözlerine bile bakmadan kaçıp giden öyle sevdalar gördük ki; ‘Yok canım sende’ der hale geldik böyle aşk kahramanlarıyla karşılaşınca. ‘ Anca filimler de olur zaten diye’ pişkin pişkin de gülümser olduk acı halimize üstüne.

   Durumun vahimleştiği kesin, hepimiz yalnızlıktan şikayet ederken bir yandan da seviyorum, sevdim dediklerimizi yalnız bırakıyoruz. Yanı başımızda bize verilen en değerli hediyeleri görmemezlikten gelme gibi bir kabiliyetimiz var çoğu zaman. Bazen aşka el sallıyoruz, bazen aşk bize. Ama Biz kolayca, yorulmadan yapıyoruz artık bunu.

   Aşk,hayatın içinde yapılan kazılarda çıkan,uzun yıllar öncesinden kalma bir mucize haline geldi. Biz ucundan biliyoruz, torunlarımızınsa vay haline. Yormadan,yorulmadan seviyoruz işte öylesine.Aramızdaki kahramanlar böyle arada bir çarpıyor tokat gibi yüzümüze.Sendeliyoruz bir,sonra; ‘ Amannn bee,eskidenmiş onlar’ sloganıyla hızlı ve yalnız yaşamaya devam ediyoruz  iki kişilik görünen aşklarımızda.

   Aslında çok konuşulacak şey var bu nesli tükenmekte olan duygu hakkında ama ben sözü Chris Medina’ ya bırakırsam sanırım kısa ve öz olucak. Hikayesi biraz acıklı,çok sevdiği bir kadının trafik kazası sonucu beyni hasar görür..Ama bu hikaye de aşk var,bu aşkta işler ters gidince gitmeyen bir adam,en savunmasız halinde bile sevilen bir kadın var.Ne diyebilirim ki..Okyanusta istiridye avlamak gibi bir şey bunu yaşamak. Nerde olduğunu bilmediğiniz değerli bir incinin avına çıkmaksa aşk; Rastgele,zira işiniz epey zor.