Görmeden, tanımadan sevmeyin… Tabi ki ilk görüşten, ilk bakıştan etkilenerek başlar ilişkiler… Ama şu muhakkak ki en dürüstümüzün bile kusursuzluğu oynadığı bir tanışma aşaması bulunmakta.Yani olan değil,gösterilmek istenen resimle bakar,bakılırsınız karşılıklı.Kalplerin,bedenlerin ve ruhların sunumu itinayla yapılır ilk zamanlar.Art niyetten değil belki,duyduğumuz heyecana gösterdiğimiz itina yada beğenilme,kendini sevdirebilme arzusu.Bazen bu tablonun gerçekliği konusunda yanılgıya düşer sevmeye başlarız.Karşımızdaki insan kısa zaman sonra bu heyecan ve itinanın tesirinden kurtulup size karşı değişmeye başladıkça ikinci şok gelir.Siz çoktan sevmiş,bağlanmışınızdır olmayan bir adama yada kadına.

    Asıl dram burada başlar. Ne gidebilir,ne gelebilirsiniz.Sevgi bir kere çöktümü yüreğinize,o sevdiğiniz insanın bakışlarını yeniden yakalama umudu hiç tükenmez.Sevginizin gücüne göre sürer bir zaman direnciniz.Ve muhakkak ki acı çekersiniz.O yüzden çoğu anlarda yapamasak ta bence duygularımızın yoğunluğunu zamana paralel artırmalıyız gibi.Her halini yaşamadan bir insanın tek haline aşık olmayın derim ben.Ruhlar ne zaman çıplak halde bakar gözlere,ne zaman tüm kusurlarına rağmen kalbiniz hala atmaya devam eder o  zaman bilin ki duygularınız gerçek.İlgilendiğiniz insanın ilk gün üzerinizde bıraktığı tesire değil,en az altı aylık süreç içinde sizde bıraktığı tesire bakarak kalbinizdeki aşkın kıvamını belirlemenizde fayda var.Yanılma payımız var tabi hepimizin ama üzerinde gezdiğiniz hayatlara dikkat edin,tanımadan sevmeyin.Kalbinizi bilmediğiniz birine öyle kolayca teslim ederseniz,kırılabilir…