Bir sonun hüznü var içimde. Sevmem ben sonları hatta çoğu zaman sonlandırmam bile. Çocukluktan başladı bu alışkanlığım, en sevdiğim dondurma hemen bitmesin diye yavaş, yavaş yerdim. O tatlı uykum bitmesin diye sabahları bir numaralı aktör olup hasta numarası yapardım ilkokuldayken, kırmızı rugan ayakkabılarım hiç eskimesin diye uzunca bir süre yatağımın altında saklı kalmıştı bir ara hiç unutmam. En çok sevilmeyi sevdiğimden olsa gerek dikkat çekme yarışlarımda hiç bitmezdi benim, süper zekamı kullanıp ya akıllı çocuk olurdum ya da problem. Ama ben hep sevilen bir çocuk olmayı başarmıştım yinede, bitmezdim.

   Sonra büyümeye başladım,büyüdüm,büyüdüm…Rugan ayakkabılarımın,anneye çekilen nazın,güç bela harçlıklarla alınan dondurmanın,bir bakışın bile sevilmeye yettiği anların sonlarını yaşadım istemeye istemeye.Buna büyümek diyorlar ya..Büyümek sonlara alışmak mı?Büyümek önce pamuk şekerini sevmek sonra vazgeçmek mi?Sizin hayatınızda kaç son var,kaçınız salıncaklardan vazgeçip,bir daha hiç sallanmadınız gökyüzüne kavuşurcasına? Kaç kez bir insanı sevdiniz, kaç kez bir insanı sevmeyi bıraktınız? Çok değil mi?

   Aslında bu son’lara duyduğum nefretin içinde bir aşkta var .Çünkü O son ne zaman gitse hayatımdan,ben etrafıma bakıyorum.Gözlerim açılıyor.Değişimin kapısına dayanıyor yüreğim.Sonlar bize kendimizi hediye ediyor.Sonlar bize ‘şimdi ne yapacaksın?’ diye sorduruyor,’ne istiyorsun?’. Bu bazen korkutur, bazen heyecan verir, bazen bir türlü cevaplayamazsın… Günlerce üzülürsün bazen son oluşuna. Bazen öfkelenirsin, bazense tüm bunları kaldıramaz son olana geri dönersin, çırpınırsın bitmesin diye.Bu biten şeyleri nasıl karşıladığımıza bağlı anlayacağınız.

   Sizi bilmem ama ben başta da söylediğim gibi hep hüzünle karşılarım sonları. Önce bitmesin diye çırpınırım, baktım nafile her şey, sindire, sindire vedalaşırım.Bazen günler sürer,bazen bir saat.O son ne kadar hak ediyorsa hakikatli bir vedayı,o kadar.Her sonun benim hikayem olduğunu bilirim ve her başlangıcın o küçük kız çocuğunun yatağının altında sakladığı kırmızı rugan ayakkabıları kadar değerli olduğunu da.

                                                                                                 Meltem Aydın

Reklamlar