Her akşam kendimle erken kalkma sözleşmesi yaparak girerim yatağa…Bir zorunluluk içindeyse iş,buluşma vb.gibi…Dakikam şaşmadan uyanırım.Ama iş keyfi zamanlarda kendime laf anlatmaya gelince acayip tembelleşiyorum.Mesela izin günleri,hepimiz ‘Ah şu Cumartesi gelse de bir güzel öğleye kadar uyusam’ hayalleriyle yaşıyoruz çoğu zaman.

O Cumartesi gelir,öğleye kadar uyunur,akşama kadar koltuk başında tv izleyerek gün tüketilir.Bizde tatil;hiçbir şey yapmamaktır.Gerçi yeni yeni kırılıyor bu anlayış son zamanlarda ama geleneksel tatil anlayışına sıkı sıkı sarılarak koltuk  üzerinde abur cubur tüketip horlayan çok gün canavarları tanıyorum ben hala .Oysa  yapılacak,yaşanacak öyle çok izin günü aktiviteleri var ki,size verdiği ruhsal ve bedensel enerjiye siz bile şaşarsınız…Bir gün bu alternatifler konusunda da sizinle paylaşımda bulunacağım tabi ama önce tüm bunları yapmak için yataktan erken kalkmak gerektiğini hatırlatmam da fayda var sanırım.Özellikle biz bayanların hafta sonları da üzerine yapışan kişisel yükümlülüklerini de göz önünde bulunduracak olursak güne erken başlamanın ne kadar önemli olduğunu anlamak zor olmayacaktır.O uzun ve bitmeyen yapılacaklar listesine birde yaşamayı eklemek istiyorsak nasıl erken kalkabileceğimiz konusunda birkaç önerim olacak benimde;

Öncelikle kendinize iyi bir neden bulun; Sağlıklı olmak için mi, ailenize daha fazla zaman ayırmak için mi,kendi gelişim yolculuğunuz için mi…Yepyeni bir yolculuk,heyecan verici bir macera için mi? Sizi ikna edecek iyi bir bahaneyi amaç edinin kendinize.Maksadınız coşku yaratırsa uyanmanız daha kolay olacaktır.

Şekerlemeleri unutun; En çok sevdiğim olay,yatağın içinde yarı uykulu ‘on dakika dahaaa!’ diye mıymıylanmak…O on dakika sanki bir dakika gibi geçer gider,utanmadan bir on dakika daha eklerim..derken bu hikaye bitmez.Kafamın içinde uyanan düşüncelerim bedenimi o yatağa kilitler sanki…O yüzden benimde yaptığım gibi o kısa uzatmaları oynama seanslarını bırakın,yoksa gözkapaklarınız hedeflerinizin üzerine kapanıverir.

Yeterli ve kaliteli uyku; Yetersiz uyku sizi yorgun ve hareketsiz kılar,deneyimlerimle sabittir ki çok fazla uyumakta insanın patates çuvalı gibi yığılmasına neden oluyor.Bu yüzden genellemeleri bir yana bırakıp öncelikle kendi bedeninizin ne kadar uykuya ihtiyaç duyduğunu tespit edin  zira bence bu kişiden kişiye değişmekte. Uyku için yeterli zamanı tespit ettikten sonra geriye kaliteli bir uyku için en sevdiğiniz yatağınıza pijamalı bir zıplayış yapmanız yeterli.Eğer uyku yada uykuya dalma sorununuz varsa uzmanlardan yardım almak da faydalı olacaktır.

Yatak odanızı en iyi arkadaşınız yapın;Yatak odam benim cennetimdir…Odanızı size ilham verecek şekilde dekore edin.İhtiyaçlarınızı karşılayıp sizi rahat ettiren,sizi anlatan bir odanız olması uyku saatinde sizi hipnotik bir ruh halinde sevgiyle yatağa çeker.Ama ben yastığa beş kala horlamaya başlayan tiplerdenim,mekan beni pek ilgilendirmez derseniz o başka tabi…Zira ben yumuşacık yatağının yanı başındaki yere boylu boyunca uzanarak uyumayı tercih eden insanlarda tanıdım..Herkes konforu sevmiyor sanırım…Seçim tamamen sizin.

Pencerelerinizi açık tutun; Biliyorum tehlikeli hatta bazı yerleşim bölgelerinde eceline susamak olur bu…Ancak siz uyurken odanıza taze hava girmesi sağlığınız için oldukça faydalı.İngiltere’de yaşadığım dönemlerde evlerin pencerelerinin üst kısmında hep küçük açılabilir kısımlar olduğunu fark ettim ve sürekli açık tutuluyordu,hem de havaların soğuk olmasına rağmen…Şimdi anlıyorum ki benim tuhafıma giden bu küçük üst pencereler aslında olması gerekenlermiş.Ama hala olamıyor,camı açıp uyumak düşüncesinin bile verdiği dehşet uykumu kaçırmaya yettiği için ben uyanıkken havalandırmayı tercih ediyorum… Şanslıyım ki temiz hava için camların açılmasının yettiği bir coğrafi bölgedeyim.

Yatmadan önce rahat giyinin; Vücut ısınızı olması gerektiği gibi tutucak ve size uyurken herhangi bir rahatsızlık vermeyecek kıyefetler seçin.

Mutlu yatın;Hayal gibi değilmi,onca sorunun içinde…Ama zaten uyanıkken hatta nerdeyse tüm gün felaket senaryolarını yeterince besliyoruz kafamızda..O yüzden yatağa negatif düşüncelerinizden ayrı girin.Kendinize ‘yarın daha güzel olacak’ ‘yapmak istediklerimi başarabilrim’ gibi olumlu cümlelerle ve güzel hayallerle ‘iyigeceler’ dileyin. 

Uyumadan önce dua edin yada meditasyon yapın; Bu sizi ödemeniz gereken faturaları,yapmanız gereken alışverişleri,endişe ve kaygılarınızı düşünmekten koruyacaktır.

Gece düşmanlarını ortadan kaldırın;Yatak odanızda tv,pc ..ilginç kitap ve magazinleri tutmayın.

Uyumadan önce tuvalete gidin;Biliyorum ‘yok artık buda söylenmez yani’ demeyin.Ama bence diş ipi kullanmak,diş fırçalamak kadar hayati bir mevzu bu…Uykunuzun bölünmesi uyku kalitesini düşürecektir,ayrıca uykudayken bu ihtiyacın rüyalara nasıl yansındığını hatırlatmama gerek yok sanırım…Ha birde,akşam çok miktarda sıvı tüketiyorsanız bence yastığınızı banyoya taşıyın…

Biyolojik saatinizi kurun; Tatil günlerinizde dahil olmak üzere,her akşam aynı saatte yatın ve her sabah aynı saatte kalkın.Bu otuz günlük bir dönemde alışkanlığa dönüşecektir.

Yataktan kalkmadan önce esneyin;Yatakta esneme ve ufak egzersizler bedeninizin daha iyi uyanmasını sağlayacaktır.

Güne başlarken bir bardak su için; Bu bedeninizi yeni bir güne hazırlayacaktır.

Müzik; Uyanınca size enerji ve ilham verecek sevdiğiniz bir müzik dinlemeniz gününüzün canlı geçmesine vesile olacaktır..

Kendinize partner bulun; Sizi erken kalkma çalışmalarınızda destekleyebilecek arkadaşlar edinin.Sizi sabahları arayıp uyandığınızdan emin olacak arkadaşlar…Ama bu işi en iyi anneler yapar sanırım.

Kendinizi tebrik edin;İşin en keyifli yanı.Her sabah erken kalkma hedefinizi tamamladığınızda kendinizi kutlayın… ‘Evet bu günde başardım’ kutlaması.Benim bu kutlamama genelde hep limonlu su eşlik eder.İnsan kendine değer verdiğinde başka bir mutlu oluyor değil mi??

Benden erken uyanma taktikleri,gerisini planlamak ve uygulamaksa siz hayat oyuncularına kalıyor…Atalarımızın da dediği gibi erken kalkan erken yol alır…Güne erken kalkarak eklediğiniz birkaç saat hem bedeninizin,hem ruhunuzun ömrünü uzatır.