Etiketler

picture by;personalgrowthmap.com

Narsisizm ( özsevi, kendini sevmek) “ kötü bir şey “ değildir. Narsisizm ruhsal sağlık için gereklidir. Psikolojik dengemiz için cinsellik, agresyon ve korku kadar normaldir. Bir insan yaşamla daha kolay başa çıkabilmek için kendini “ölçüyü kaçırmadan” sevebilmeli ve yeterli bir kendilik değeri duygusunu sürdürebilmelidir.

NASIL TANI KONULUR?; Kendilerinin cok onemli, vazgecilemez olduklari seklinde bir dusunce icerikleri vardir. Halk arasinda “Buyuk daglari ben yarattim” denen tavirlar icindedirler, Narsisistik kişilik bozukluğu, yaygın bir üstünlük ve önemli olma duygusu, beğenilme gereksinimi ve empati yapamama ile belirli bir bozukluktur. Aşağıdakilerden üçünün ya da daha fazlasının olması ile belirlidir, genç erişkinlik döneminde başlar ve değişik koşullar altında ortaya çıkar; sürekli bir örüntüdür.

 1. Kendisinin çok önemli olduğu duygusunu taşır (örneğin, başarılarını ve yeteneklerini abartır, yeterli bir başarı göstermeksizin üstün bir olarak bilinmeyi bekler.

2. Sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik ya da kusursuz sevgi düşlemleri ile meşguldur.

3.‘’Özel’’ve eşi bulunmaz biri olduğuna ve ancak başka özel ya da toplumsal durumu üstün kişilerin ( ya da kurumların ) kendisini anlayabileceğine ya da ancak onlarla arkadaşlık etmesi gerektiğine inanır.

4. Çok beğenilmek ister.

5. Hak kazandığı duygusu vardır: kendisinin özellikle kayırılacak olduğu bir tedavi biçiminin uygulanacağı beklentileri ya da bu beklentilere göre uyum gösterme.

6. Kişiler arası ilşkileri kendi çıkarı için kullanır: kendi amaçlarına ulaşmak için başkalarının zayıf yanlarını kullanır.

7. Epmati yapamaz: Başkalarına duygularını ve gerksinimlerini tanıyıp tanımlama konusunda isteksizdir.

 8. Çoğu zaman başkalarını kıskanır ya da başkalarının kendisini kıskandığına inanır. 9. Küstah, kendisini beğenmiş davranış ya da tutumlar sergiler.

KLİNİK ÖZELLİKLERİ ;Kendilerini çok üstün ve önemli gören insanlardır. Kendisinin, olduğundan daha yetenekli, başarılı, güzel ya da zeki olduğuna inanır. Genç erişkinlik döneminde başlar ve çok değişik koşullar altında ortaya çıkar. Başkalarından farklı, özel bir insan olduğu, özel bir muamele görmesi gerektiği inancındadır. Aşk ilişkilerinde, sevgiliyi bir nesne gibi görür, karşılık vermeyi düşünmez. Onu kendi narsisistik inançlarını pekiştirecek bir araç olarak kullanır. Herkesin kendisine aşık olduğunu, insanların onun için kavga ettiğini ya da büyük başarılar elde ettiğini hayal eder. Başkalarının kendilerine ilgi göstermesini ve iltifat etmesini isterler. Bunun hakkı olduğunu düşünür ve çok zaman açıkça talep eder. Sokakta karşılaştığı bir tanıdığına “bugün çok güzelsin demek yokmu?” diyebilir. Başkalarının da kendisine önem vermesini bekler. Başkalarını kendi işleri ve keyfi için köle gibi kullanabilir, Yakın çevrelerini üst düzey ya da kendilerini pohpohlayacak kişilerden seçerler (en güzel, en tanınmış kişiyle görünmek, arkadaşlık etmek, bu amaçla o tür kişilerin bulunduğu sosyal kulüp, derneklere girip, faaliyetlerde bulunmak,gibi) Daima bir kurumun en yetkilisi ( başhekim, profesör, müdür, komutan, işveren vs.) gibi en yetkili ile iletişime geçip, diğerlerinin fikirlerine aldırmazlar. Her şeye hakkı olduğunu düşünür. Kurallar onun için değil, sıradan insanlar için konmuştur. Bütün insanlar kuyrukta beklerken, herkesin gözü önünde ve gayet doğal bir tavırla kuyruğun başına gidip işini görmeye kalkabilir. Başkaları itiraz edip kızınca da şaşırıp kızabilir. Hastanede yatan bir hasta, hekimin acil hastaları bırakıp hemen kendisi ile ilgilenmesini isteyebilir. İsteği yapılmayınca da kızıp hakaretler yağdırabilir. Meslek yaşamında, okul ya da yarışmalarda çok büyük başarılar elde etme peşindedir. Sırf başarılı olmak uğruna dürüst olmayan yollara sapabilir. Bir yerde birinci değil de ikinci olursa, bunu bir yenilgi olarak algılayabilir. Kişiler arası ilişkilerinde istismarcıdır. İnsanlara tepeden bakar. Narsisistik kişiler, kendi sorunlarının biricik olduğunu, ancak özel insanlar tarafından anlaşılabileceğine inanırlar. Durmadan, önemli insanların, örneğin siyasi liderlerin, spor ya da sinema yıldızlarının yanına patavatsızca sokulup, onlara arkadaş olmaya kalkabilir. Kendisine arkadaş olarak böyle insanları laik görebilir, onların da kendisini tanımaktan çok memnun olacaklarını düşünebilir. *Eleştiriye çok duyarlıdır. İnsanların kendi hakkındaki düşüncelerine çok önem verir. İnsanlar beklediği biçimde davranmazsa, onu eleştirir, küçümser ya da hakaret ederse büyük bir hayal kırıklığına uğrar. Beklentileri çok fazla olduğundan, kolayca narsisistik yaralar alabilirler ve depresyon geliştirirler. *Eleştiriye öfke ile tepki gösterebilirler. Beklentilerini gerçek hayatta bulamazsa, fantezide gerçekleştirir. Vaktinin önemli bölümünü hayal kurarak geçirebilir. Başkalarının da duyguları olabileceğini, onlarında üzülebileceğini anlamaz. Zor durumdaki insanlara karşı bir acıma duygusu duymaz. Başka insanların başarılarını, gördükleri ilgiyi ve sahip olduğu şeyleri kıskanır. Diğer kişilerin içinde bulundukları durumlar konusunda aşağılayıcı, eleştirici, ilgisiz ve hafife alır bir tavır sergilerken, kendinin karşılaştıklarını derinlemesine aktarmaya çalışarak çifte standart uygulayabilirler. Herkesin başarısına haset edip, onların hic birşeye layik olmadıkları, kendilerinin de isterlerse kolayca onu yapabileceklerini düşünürler.Kendilerine yapılan en ufak yapıcı eleştiri ya da düzeltme, ekleme ve öneri bu kişileri ağır bir şekilde yaralayabilir. Bu durumda küçük düşmüş, mahvolmuş, ortada bırakılmış hissedebilirler. Aniden hiddetlenip, kırıcı olabilirler. Bunlardan ötürü sosyal ilişkileri bozuk olup başarıları devamlı olamaz. Başkaları ile yarışma gerektiren islerde yenilme riski nedeniyle, bu islere karşı isteksizlikleri iş ve sosyal hayatta beklenen düzeyin altına düşmelerine yol açabilir. Diğer kişilik bozuklukları ile birlikte olursa ortaya daha ağır tablo çıkar.

NEDENLERİ; Genetiği ve biyolojisi ile ilgili pek az araştırma vardır. Psikanalizin son otuz yılda en fazla ilgilendiği çalışma konularından biridir. Psikodinamik görüşe göre, çocukluk çağında yaşanan korku, başarısızlık ya da bağımlılık gereksinimlerinin, ebeveynin yokluğu ya da patolojisi sonucu ihmal, eleştiri ya da alayla karşılık görmesi, patolojik narsisizm gelişmesine yol açabilir.

SIKLIK; Genel nüfustaki % 0.4’ün altında olduğu tahmin edilmektedir. Psikiyatrik tedavi için başvuran hastalar arasında bu oran % 1-3 kadardır. Genellikle depresyon nedeniyle hastaneye yattıklarında tanınırlar. Erkeklerde biraz daha fazla görüldüğü sanılmaktadır.

TEDAVİ; Yararlı olduğu ileri sürülen tek tedavi psikanalitik bireysel psikoterapidir. Sonuçları tartışmalıdır. Tedavide kişiliğe ait abartılı beklentiler, düşünceler ve davranışların uygun ve gerçekci olanlarla değişimi, kişilerarası yaklaşımların düzeltilmesi ve kırılgan yap üzerinde calışılır.

                                        Uzm.Dr. Sevilay ZORLU/ by;Aktüelpsikoloji.com