Kilo vermek günümüzün sorunlarından… Kimi fazla kilolarından kurtulmak kimi de ideal kilosunda kalabilmek için mücadele eder. Diyetler, sporlar… Kilo vermek isteriz ama gözümüz ve aklımız yiyeceklerde kalır. Bir süre sonra da bu nedenle hem diyet hem de niyet bozarız. Peki istediklerinizi yiyerek zayıflamanızın mümkün olduğunu duysanız… Ben değil bunu söyleyen Cenk Kahvecioğlu’yla; ‘Hafif acıktığında yemek ye. Canının çektiği şeyleri yavaş ve bilinçli ye. Doyduğun an yemeği bırak!’ sloganıyla yazdığı ‘Zihin Gücüyle Nasıl Zayıflanır?’ kitabını, kilolar, hipnoz ve bilinçaltını konuştuk.

KİLO VEREBİLMEK İÇİN SAĞLIKLARINI CİDDİ TEHDİT EDEN YÖNTEMLER DENEMEKTEN ÇEKİNMİYORLAR!

‘Zihin Gücüyle Nasıl Zayıflanır?’ adında kitap çıkardınız. Bu kitabı yazmaya sizi yönlendiren ne oldu?

Çocukluk yıllarımdan başlayarak sürekli bir kilo sorunu çektim. Bazı zamanlarda sporla bazen de diyetlerle ideal kiloma ulaşmaya çalıştım ama sürekli kilo al sonrasında ver kısır döngüsü içinde bir kilo sorun yaşıyordum. Öncelikli çıkış noktam bu oldu. Bu süreç içinde öğrendiklerimi çevremle paylaşmam gerektiğine inanıyordum. Çünkü çevremde birçok kişi kilo verebilmek için sağlıklarını bile ciddi tehdit eden yöntemler denemekten çekinmiyorlar. Kronikleşmiş kilo sorunu çeken kişilerin birçoğu artık ümitlerini tüketmiş durumda.

KİLOLARINDAN KURTULMAK İSTEYENLER YEDİKLERİNİ DAHİ DEĞİŞTİRMEDEN İDEAL KİLOLARINA ULAŞABİLİRLER!

Ve bu konudaki tükenmiş ümitleri kitabınızla umuda çevirmek istediniz.

Aynen… Aslında kitabımda anlattığım yöntemi öğrenerek sıkıntıya düşmeden hatta yediklerini dahi değiştirmeden ideal kilolarına ulaşabilirler, bunları paylaşmak istediğim için bu kitabı yazdım.

YANLIŞ YEME ALIŞKANLIKLARI VE YA DUYGUSAL YEME KRİZLERİ TAMAMIYLA BİLİNÇALTINDAN KAYNAKLANIR!

Hayatımızdaki birçok konuda olduğu gibi kilo verme konusunda da her şey zihinde başlıyor. İradeye söz geçirmek ve kilo vermek için aklımıza neler yedirmemiz gerek?

İradeye söz geçirmek bazen çok kolay olmuyor. Nedeni ise, irade gücümüz zihnimizin bilinç dediğimiz kısmında yer alır. Burada aile, kardeş, arkadaş, ahlaki değerler gibi birçok kavram yer alır. Otomatikleşmiş davranışlar ise bilinçaltından kaynaklanır.  Yani öğrendiğimiz yanlış yeme alışkanlıkları ve ya duygusal yeme krizleri tamamıyla bilinçaltından kaynaklanır. Bunun için bilinçli yapılan diyetler ya da farklı yöntemler kısa süreli olur ya da verilen kilolar en kısa sürede geri alınır. Bilinçaltından yapılan bir baskıya uzun süreli dayanmak neredeyse imkânsızdır.

Kilo vermek, verebilmek insanların özellikle kadınların en büyük derdi. Duygusal açlığı yemekten başka ne şekilde bastırabiliriz, nasıl doyurabiliriz?

Bilmemiz gereken ilk şey, yemek yiyerek asla bu olumsuz duygulardan kurtulamayacağımızdır. Bu sadece kısa süreli bir kaçınma davranışıdır. Bizi rahatsız eden düşüncelerden kaçınmak için bilinçaltımızın geçmişte öğrendiği bir yöntemdir. Bilinçaltımızın analiz etme yeteneği yoktur. Onun için öğrendiği bir şeyi sürekli tekrar etme eğilimindedir. ‘Bu, bana zararlı mı’ diye sorgulamaz…

Peki, bu noktada esas yapılması gereken…

Esas yapmamız gereken ise duygusal yeme krizini fark ettiğimiz an bu duygularla başa çıkmayı öğrenmek olmalıdır. Olumsuz duygudan kaçarak onu yok sayarak çözemeyiz. Kitapta özellikle bu durumlar için planlanmış birçok pratik uygulama var. Öncelikle yeme ihtiyacının duygusal mı yoksa fizyolojik mi olduğunu keşfetmek gerekir.

Duygusalsa…

Eğer yeme kriziniz duygusalsa bu durumda yapılması gereken sıkıntı ve stres yaratan bu durumla başa çıkmayı öğrenmektir. Mesela sizin sorununuz stresse, bir diyet listesinden çok ihtiyacınız olan şey, stresle başa çıkmayı öğrenmektir. Bunu yaptığınızda yeme krizleri daha kolay kontrol altına alınır.

Bilinçaltında bastırılan duygular ya da endişe, öfke, gerginlik, suçluluk insanları yemeğe yönlendiriyor. Peki bunu en aza indirgemek hatta yok etmek için neler yapmak gerek?

Kesinlikle doğru. Özellikle öfke ve endişe duyguları bizi hemen yemeğe yönlendirebilir. Bunları kontrol edebilmek çok önemlidir. Böyle bir sorun varsa öncelikle bunlarla çalışılmalıdır. Mesela öfke kontrolü çalışması ya da endişe üreten bir tarafımız varsa bununla ilgili yapılacak çalışmalar bu durumları daha iyi kontrol edebilmemize fayda sağlayacaktır.  Önemli olan bu duyguları yaşamamak değil onları doğru yöntemlerle ifade etmeyi öğrenmektir.

HAFİF ACIKTIĞINDA YEMEK YE, SEVDİĞİN ŞEYLERİ YAVAŞ VE BİLİNÇLİ YE, DOYDUĞUN AN YEMEĞİ BIRAK!

Bilirsiniz ki alışkanlıklardan kolay kolay vazgeçilmez. Yeme alışkanlıklarımız bünyeyi ve metabolizmayı zorlamadan nasıl ve neler yaparak değiştirilebilir?

Evet alışkanlıklardan vazgeçmek zordur ama imkansız değildir. Biraz çalışmak gerekir. Örneğin kitapta da detaylı anlattığım şey bu aslında, bir sloganımız var ‘Hafif acıktığında yemek ye, sevdiğin şeyleri yavaş ve bilinçli ye, doyduğun an yemeği bırak!’ Şimdi burada da herkesin bildiği cümlelerden oluşan bu sloganı uygulamak esas sorun oluyor. Örneğin doyduğunda yemeği bırakması gereken kişi kalan yemeğe yazıktır diye bitiriyor.

İşte burada kendi kendine yapılacak hipnoz çalışmaları etkili oluyor. Bu çalışmaları inanarak zihninde yapabilen kişi çoğu zaman zorlanmadan olması gereken bu alışkanlıkları edinebiliyor. Doyduğu an yemeği elinin tersiyle itiyor. Bu çalışmaları detaylı bir şekilde kitabımın kendi kendine hipnoz bölümünde bulabilirsiniz. Bir de bu çalışmayı daha kolay yapabilmek için hazırlanılmış bir ses kaydımız var. Öncelikle kitabı okuyup sonrasında ses kaydını dinleyerek yapılacak çalışmalarda başarı oranı daha da artırabilirsiniz. 

Kilo verme ile ilgili doğru bilinen yanlışlar nelerdir?

En büyük yanlışlar ön yargılarımızdır. Kendimize söylediğimiz olumsuz telkinlerdir. Mesela asla şu kilonun altına inemem dediğinizde bilinçaltınıza gönderdiğiniz telkini bir düşünün. İnanmanız önemlidir. O kiloya ulaşacağınıza olan inancınızı oluşturduğunuz an artık korkmayın. Bir diğeri ise diyetlerdir. Aslında diyetler, kilonuzu nasıl dengeleyeceğinizi anlatan listelerdir. Diyet yap kilo ver sonra geri al, bu kısır döngü içinde metabolizmanız da olumsuz etkilenecektir. Diyet kelimesini zihninizden çıkarmanız lazım. Çünkü diyet dediğinizde bilinçaltınıza ‘Yemekleri kesiyorum, artık yiyecek gelmeyecek’ mesajını iletiyorsunuz. Bundan sonra tüm sistemleri kapatan bilinçaltı siz su içseniz bile depolar ve esas kaslara ihtiyacınız varken yağları tutup kaslarınızdan kaybetmeye başlarsınız.
Esas tehlike budur zaten aç kalınarak yapılan tüm diyetler sağlıksızdır. Uzak durulması gerekir unutmayalım ki kilo vermek ve ideal kilonuzda kalmak uzun süreli bir yoldur. Kısa sürede yapacağınız şok diyetlerle metabolizmanızı adeta bombalarsınız. 

SLOGANIMIZI UYGULAYARAK; YEME LİSTESİ YOK DİYET YOK, SPOR YOK, YEDİKLERİNİZİ YEMEYE DEVAM EDEREK ZAYIFLAYACAKSINIZ!

Hem ideal kilonuzda olup hem de yediklerinizi kesmemek mümkün mü? Nasıl? Canınızın çektiği her şeyden yiyebilerek mesela!
Bunu yapabilmek için az önce bahsettiğimiz ve tüm kitabın içeriğinde detaylı bir şekilde anlatılan yeme sloganımızı uyguluyor olmanız gerekiyor. Bu sloganda bir yeme listesi yok diyet yok, spor yok, yediklerinizi yemeye devam ederek zayıflayacaksınız ve hatta ulaştığınız ideal kilonuzu da rahatlıkla koruyacaksınız.

Doymayı öğrenmek işi biraz daha kolaylaştırıyor sanırım.

Aynen… ‘Hafif acıktığında yemek ye. Canının çektiği şeyleri yavaş ve bilinçli ye. Doyduğun an yemeği bırak!’ Bu cümleleri çok iyi öğrenmek gerekiyor. Kitap içinde göreceli gibi gözüken kavramları detaylı bir şekilde açıklıyorum. Mesela hafif acıkmak göreceli bir kavram gibi gelebilir ya da doymak ama bunları hissetmeyi öğrenmeniz gerekir. Mesela doyduğunuzu anlamak için yediğiniz yemekten aldığınız zevke bakabilirsiniz. İlk lokmadan aldığınızla sonrakiler arasında fark vardır. Bu zevk azaldığında doymuşsunuz demektir. İşte buna benzer duyguların güçlendirilmesi gerekir.

Eğer canımız tatlı çekiyorsa…

‘Hafif acıktığında yemek ye. Canının çektiği şeyleri yavaş ve bilinçli ye. Doyduğun an yemeği bırak!’ Bu cümleleri bir birbirleriyle düşünmek gerekiyor. Canın çektiğini ye dediğimde aslında bir sonraki cümle için bunu söylüyorum çünkü sevdiğimiz şeyleri yavaş yiyebiliriz. Tabi bir de canınızın çektiği şeylerden alacaklarınız olduğunu unutmamak gerekir. Yani biraz vücudun bilgeliğine inanmalıyız. Eğer canınız bir tatlı çekiyorsa bunun fizyolojik ya da psikolojik bir nedeni olabilir. Bunları göz ardı edemeyiz.

Kitabınızı okurken dikkatimi çekenlerden biri de şuydu. Zihnimizi yani bilinçaltımızı temizleyerek ideal kiloya ulaşılabiliyor. Bu kadar basit mi aslında?

Burada kastettiğim şey, özellikle birçok kişinin bilinçaltında var olan kendilerini sevmeme duyguları, hayali ya da gerçek birçok sebepten dolayı kendimizi sevmeyebiliriz. Ama bu düşünceler bilinçaltında olduğundan çoğu zaman farkında değilizdir. Tüm bu süreçte değersizlik, yetersizlik ya da utanç duygularından kurtulmak çok büyük önem taşımaktadır. Tabii ki sadece bunların olması yetmeyebilir ama bunlar olmadan da başarıya ulaşmak zordur. 
İnsanlara ‘Şimdiye kadar birçok kez hipnoz olmuşsunuzdur’ diyorsunuz. Hipnoz uyku hali diye bilinir çoğu kişi tarafından. Kısaca hipnozdan bahsederek bilgilendirmenizi rica etsem…

Tabiî ki. Zaten çok merak edilen konulardan birisi de bu. Maalesef ki bu alanda yapılan yanlış davranışlar, şov amaçlı kullanılması ya da alan dışından ehil olmayan eller bu çalışmalara zarar vermiş ve vermeye de devam etmektedir. Hipnoz bir uyku hali değildir ya da kendinden geçme, ayılıp bayılma değildir. Hipnoz halindeyken etraftan kopmayız aksine ona daha çok bağlı hale geliriz. 

HİPNOZDA DÜŞÜNCE SİSTEMİNDEN ÇIKILIR, DUYGU SİSTEMİNE GEÇİLİR!

Buna örnek vermeniz gerekirse…

Hipnotik trans durumuna 2 tane genel örnek vererek açıklamak isterim. Birisi araba kullanırken dalıp gittiğimiz anlar diğeri de kitap okurken sayfaların arasında kaybolduğumuz anlardır. Her ikisinde de kontrol bilinçaltına geçmiştir. Sizi sağ salim gideceğiniz yere götüren de bilinçaltınızın algılama gücünden başkası değildir. Bilinciniz yerine geldiğinde irkilir ve ben buraya nasıl geldim diye merak edebilirsiniz. Ama merak etmeyin emin eller getirdi sizi buraya. Bilinçaltı bilinçten çok daha fazla veriyi alır ve biz farkına varmadan işler. Sadece bize gerekli olanlar için bizi uyarır.

Kendi kendimize hipnoz olmak olumlu bir sonuç getirir mi peki?

Kesinlikle inanarak ve doğru yapılan kendi kendine hipnoz seanslarının etkisi çok daha güçlüdür. Burada kişi hissettiği bu güçle sorunlarını rahatlıkla aşacaktır. Bu güç zaten kişinin içinde vardır ama bazen bu kaynağa ulaşmak mümkün olmaz. İşte hipnozla içimizde var olan kaynağa çok rahatlıkla ulaşmasını sağlarız.

HİPNOZ HAK ETTİĞİ YERDE DEĞİL!

Hipnoz sizce hak ettiği yerde mi?

Hayır…  Bence hipnoz hak ettiği yerde değil. Yurt dışında hipnozla ilgili çalışmalar üniversitelerde yapılıyor. Bunun örneklerini Avrupa Amerika ve Kanada’daki üniversitelerde bulabilirsiniz. Bizimde ilerde gideceğimiz yer orası olacak ve bu süreçte bir katkım olursa amacıma ulaşmanın mutluluğunu yaşarım.
Kullanıldığı alanlardan yola çıkarak size gelenlerin geneline baktığınızda, daha çok hangi sorunların çözümü için hipnoz… Ve alınan sonuçlar ne doğrultuda?
Aslında bilinçaltında var olan tüm sorunlar için kullanabiliyoruz. Hipnoz genellikle; sınav kaygısı, fobiler, obsesyonlar, kilo verme, sigarayı bırakma, migren, ağrı Kontrolü, davranış değiştirme, panik Atak, cinsel bozukluklar gibi birçok alanda başarılı sonuçlar vermektedir.

BİR ANDA TEPEYE ULAŞABİLMEK HİÇBİR YÖNTEMLE MÜMKÜN DEĞİLDİR!

Son olarak eklemek istedikleriniz?

Hangi alanda çalışırsak çalışalım, öncelikle tüm gücün kişinin içinde var olduğunu tekrar hatırlatmak istiyorum. Bizlerin yaptığı sadece bu gücü kullanması için kişiye yardımcı olmaktır. Kimsenin ya da hiçbir yöntemin olmayan bir gücü başkasına aktarma yeteneği yoktur. Ve bir diğer önemli konuda her yöntemde olduğu gibi bu yöntemde de hedeflerimizi mantıklı ve doğru belirlemekte fayda vardır. Zirveye ulaşmak için basamakları çıkmak gerekir. Bir anda tepeye ulaşabilmek hiçbir yöntemle mümkün değildir.

                                                                                                            Kaynak; Hürrüyet.com.tr