Güzel düşünceler bir başka ışıltı verir gözlere,bilmem hiç fark ettiniz mi? Aşk mı,o çok beğendiğiniz elbisenin artık sizin olacağını bilmek mi,hayalinizdeki arabayla bu akşam gerçekleşecek deneme sürüşü mü yoksa haftaya gideceğiniz tatil mi bilemem ama adı her ne olursa olsun hepsinin rengi heyecandır gözlerde ve onu tıpkı trafikteki araçların birbirlerine selektör yakarak ‘Az ilerde radar var’ anlamına gelen gizli ama genel sinyali gibi,her hayat yaşayıcısı görür görmez anlar…’Sende bir mutluluk var’ diye göz kırpar bakışlar…

Peki ya sıkıntı veren düşünceler?Beynimizin içinde yuva edinemeyen karıncalar gibi dolanıp dururlar.Panik gittikçe artar ve sen ondan başka hiçbirşey düşünümez hale gelirsin.Diğer her şeyi yalayıp yutan karşı konulmaz bir hortum oluşur ve kafanızın içinde dönme dolap gibi döner,döner…Birilerinin fişi çekmesi ve dur demesi gerekiyor değil mi? Beyninizin lunapark bekçisi olmadığına göre iş sanırım size düşmekte…İşte düşünmekten kendinizi alıkoyamadığınız konulardan uzaklaşmak için birkaç öneri;

  • Aklınıza takılan konuyu yazın,o konu hakkında yazılı bir analiz yapın..Durumdaki sorun ne,ne hissediyorum bu konuda,bu durumdan nasıl etkilenirim,durum sonucunda alacağım kararların artı ve eksileri neler olur..Neden kızgınım? vs gibi…Aklınıza gelebilecek her şeyi yazın.Ve en sonra o kağıdı sindire,sindire( Yöntem size kalmış,yakarak yada parçalayıp klozete atıp,sifonu çekerek..) Yok edin.
  • Meditasyon,zikir veya namaz gibi yollarla iç dünyanıza ulaşın.Belki hemen cevaplara ulaşamıyacaksınız ama bu eylemler sizi kalben rahatlatacaktır.
  • Neden ……..olsun istiyorum?,Böyle olunca ne kazanıcam yada neler kaybedicem?,Başka bir düşünce şekliyle başka bir yol çizebilirmiyim? Gibi sorular sorun kendinize..Bırakın iç sesiniz sizi olmanız gereken yere yönlendirsin.
  • Neyi,neden ve ne zaman düşündüğünüze dikkat edin.Böylece fazla ve zararlı düşüncelerin farkına vararak onları sisteminizden atabilirsiniz.
  • Düşünce üzerinde yoğunlaşıp,o deneyimi başka bir deneyimle yer değiştirmek etkili bir çözüm olabilir.Farkındaysanız bir restorana gittiğimizde yediğimiz yemek bize mutluluk verdiyse eğer hep o restorana gider hep aynı yemeği isteriz garsondan…Veya sigara bize sosyal alanda güven duygusu verdiğinde hep aynı duyguyu yaşayacağımızdan emin olduğumuz için sigara içmeye devam ederiz…Oysa bu duyguyu bizim için daha faydalı bir objeye yüklersek sigaradan kurtulmamızda kaçınılmazdır…Düşüncenizin size verdiği duyguyu tanırsanız sanırım ondan daha kolay kurtulabilirsiniz.
  • Düşüncenizde ki yanlışı bulun.Düşüncenizde ki yanlışı bulup onu hayat yasalarına daha uygun hale getirirseniz her şey yoluna girer.
  • İstenmeyen düşüncelerinizi tespit edin…Olumlu iç dünyanızı zararlı haşerelerden temizleyin.Hedef tespit + ateş = ölü düşünce kakalakları…Unutmayın,artık ölüler ve ölüler konuşamaz …
  • Dönen dolaplar daha durmadı mı?? O halde düşünmeyi bırakıp hayata dalın…eğer hem çalışıp hem düşünenlerdenim diyorsanız şu an yaptığınız işe odaklanın..Yok eğer bir meşguliyetiniz yoksa o zaman hemen uzun zaman önce köşeye fırlatıp attığınız,sizin keyfinizin gelmesini  bekleyen yapılacaklar listenizi masanızın üstüne koyun ve harekete geçin.Bizim için önemli olan konulara ve insanlara gerçekten dikkatimizi verirsek daha iyi ve kendimizi rahatlatan sonuçlara ulaşabiliriz.
  • Olumsuz düşünceyi olumluya çevirin. ‘Düşünmemeliyim!’yerine kendinize gün içinde bu konu hakkında detaylı düşünebileceğiniz bir  ‘15 dakika’ ayırın.Ama yalnızca onbeş dakika…Böylece o konuyu rahat rahat düşünebileceğiniz bir programınız olunca şu an yapıyor olduğunuz işe odaklanmanız daha mümkün olucaktır.İşin sırrı yasak koymamak aynı zamanda aşırıya da kaçmamak..O yüzden yalnızca ‘onbeşdakika’ kuralı önemli.Süre dolunca hayata devam…
  • Sizi rahatsız eden düşüncenizi paylaşmaktan,nasihat alıp,fikir alışverişi yapmaktan çekinmeyin.
  • Canınızı çok sıkan o düşünce artık sizi nefes aldıramaz hale geldiyse ve imkanınız varsa uyuyun…Evet,yanlış okumadınız,uyumak sizi rahatlatacaktır…Uyandığınızda olaya bakış açınız değişmiş ve biraz sakinleşmiş olduğunuzu görünce buna sizde şaşıracaksınız.
  • Kendi dikkatinizi kendi içinizden dışarıya yönlendirin.
  • Hayatta her şeyi kontrol altında tutamayacağımızın,her şeyimizle mükemmel olamayacağımızın yada her mutlu şeyin sonsuza kadar sürmeyeceği bilincinin farkına vararak,yaşamaya;affederek,bağışlayarak,deneyim alarak,kabul ederek devam edersek, bizi rahatsız eden düşüncelerimizin gitmesine izin vermiş oluruz.
  • Sevdiğiniz ve sizi olumlu motive eden müziğinizi bulun,kulaklığınızı bir kere ye mahsus son ses açın ve hızlı bir sahil yürüyüşüne gidin…Bu sizin iç sesinizi bastıracaktır.Ben hep düşünmek için yola koyulurum ama hiç düşünemeden eve dönerim bu yöntemle…Galiba insanın ayakları çalışınca beyni duruyo,şaka tabi… Ama işe yarayacaktır.
  • Temizlik yapın.Evinizi,ofisinizi,odanızı…Neresi olursa olsun…Karalar bağlayıp düşünmek yerine önlüğünüzü bağlayıp işe koyulun…Bakın attığınız çöplerle,sildiğiniz tozlarla nasıl yuvarlanıp gidiyor o olumsuz düşünce aklınızdan…
  • Size ilham verecek bir film yada kitap arayışına girin…Bulmaca çözün,çok parçalı puzzle alın,sinemaya gidin,örgü örün,sosyal web sitelerine girip ilginç bilgiler okuyun,komik sayfalarda gezinin.Size ne iyi geliyorsa en çok,vakit kaybetmeden o an’da bulun kendinizi…
  • Kendinize sorun;Düşüncenizin gerçekliği kanıtlanabiliyor mu? ‘Kesinlikle benim aptal olduğumu düşünüyor’ varsayımlarıyla kendinize eziyet etmeyin.Ya da ofisteki arkadaşınızın bu sabah size gülümsememiş olduğunun sizinle bir bağlantısı olduğunu.
  • Gelecekle ilgili olmamış olayları kafanızda senaryolaştırmayın.
  • Dökülmüş süt için ağlıyorsanız hemen vazgeçin,elinize bir bez alın ve temizleyin.Ve bir daha buzdolabına süt şişesi nasıl daha dikkatli konulur dersinden kendinize bir pay çıkarın.
  • Suyun negatif enerjileri yok ettiği bilinen bir gerçek.Olumsuz düşünceden bunaldığınız anlarda kendinizi hemen denize,havuza atın.(Tabi yüzme biliyorsanız,aksi halde daha büyük sorunlar sizi bekleyebilir…)Yada en kolayı ılık bir duş alın.Sık sık ellerinizi akan suya tutun ve bol bol su için.
  •  Ve sonlara sakladığım en etkili çözüm; ‘Karar vermek’ ,yaşanılan her neyse bir sonuca ulaşmak.Ya netleşip unutacağız,ya netleşip ders alıp unutacağız,yada netleşip konu üzerinde savaşma taktiklerini belirleyeceğiz. Bazı sorunlar hemen çözülmez ama çözüme neyle ve nasıl gideceğinizi bilmek sizi rahatlatır.Unutmayın; Kararsızlık = Beyninizdeki hiç durmayan dönmedolaplar.
  • Olumsuz düşüncenin üzerinizde yarattığı gerginliği azaltmak için kendinize sözlü tekinde bulunabilirsiniz.

Bunun için;

–         Durum karşısında yaptığınız iç konuşmalara dikkat edin.

–         Olumsuz olan düşünceyi aşağıda verilen üç aşamayla olumluya çevirin;

  1. Hazırlık; ‘Düşündüğün kadar kötü olmayacak’, ‘Denersem başarabilirim’, ‘Daha önce baş ettim’, ‘Olumsuz duygular olursa bunun uzun sürmeyeceğini biliyorum’
  2. Baş etme; ‘Bu sadece bir kızgınlık hali,bana zarar veremez’, ‘Sakin ol,başka çözüm yolları üret’
  3. Taktir; ‘Harika,başardım’,’Gerçekten yaptım’, ‘Baş edebildim’

      

  • Yatakta çok sık dönüyorsanız,altınızdaki çarşaf üstünüze dolanıyorsa bilin ki yine düşünme dolabına binmişinizdir…Eğer imkan varsa hemen o yataktan kalkın ve uykunuz gelene kadar geri dönmeyin…Ama ben genelde üşenirim yataktan çıkmaya o yüzden benim yaptığım iki şey vardır ..Birincisi,bildiğim bir duayı defalarca tekrarlamak..Hatta tüm bildiklerimi..İkincisi,sabahtan yattığım saate kadar günümü en ince detayına kadar,kronolojik sıralamayla yeniden beynimde resimlemek… ‘detay!!’kullandığınız tuvalet kağıdının üzerindeki desenlere kadar,bilmem anlatabildim mi?Hem beyin jimlastiği hem de odaklanma…inanın bana eninde sonunda yorgun düşüp uyuya kalıyorsunuz.
  • Özet geçicek olursak;

                                        Düşünce;          Bir problemse; Çözün.

                                                                Bir endişeyse; Emin olun.

                                                                Bir alışkanlıksa;yerine bir yenisini koyun.

Ve konuyu sonlandırmadan önce LOUISE L.HAY’den kısa bir paylaşımda bulunmak isterim;

‘Düşüncelerinizin su damlaları gibi olduğunu düşünün. Bir düşünce veya bir su damlasının pek fazla anlamı olmaz. Ama düşünceleri tekrarladıkça, önce halının üzerinde bir leke fark edersiniz, sonra küçük bir su birikintisi oluşur, bir göle dönüşür ve bu düşünceler devam ettiğinde, zaman içinde okyanusa dönüşebilir. Ne tür bir okyanus yaratıyorsunuz? Kirli, zehirli,yüzmeye uygun olmayan bir okyanus mu, yoksa son derece temiz, masmavi ve sizi ferahlatıcı suların tadını çıkarmaya davet eden bir okyanus mu?’

                                                                                                                      Meltem Aydın