Sık sık “Doğru şeyi mi söyledim?”, “Birini kırdım mı?”, “… demeli miydim ya da sormalı mıydım?” türü düşüncelerle insanlardan uzaklaştığınız oluyor mu? 

Kafanızdaki o “küçük ses”in sık sık şöyle dediğini duyuyor musunuz? “Ne düşünecekler?” Genellikle belli bir tarzınız olması gerektiğini hissediyor, ama bir türlü kendiniz olamıyor musunuz?

Çoğu insan, başkalarının onlar hakkında ne düşündüğünü dert eder ve büyük çoğunluk, yalnızca başkalarının onayını almak için bir şey söyler ya da yapar. Bu düşünce ve davranışlar, büyük ölçüde kimliğimizin bir parçası gibi görünür ve diğer insanlarda öylesine yaygındır ki bunları insan olmanın bir parçası olarak kabul ederiz.

Oysaki bu düşünce ve davranışların kökünü sonsuza dek kazıyabilirsiniz.

Nasıl? Bunlara yol açan inançları ortadan kaldırarak. Bu sorun, farklı insanlarda farklı inançlardan kaynaklansa da bu sorunu yaşayan hemen herkesin paylaştığı tek bir inanç vardır: “Beni yeterince iyi kılacak olan şey, insanların hakkımda iyi düşünmelerini sağlamaktır.”

Size bu inancın nasıl doğduğunu, neden bu kadar çok insanın (hatta belki sizin de) bu inanca sahip olduğunu ve bu inançtan kurtulmanın yaşamınızı nasıl dönüştüreceğini anlatacağım.

Yaşamın çok başında pek çoğumuz kendimiz hakkında “Yeterince iyi değilim” türünden olumsuz inançlar geliştiririz. (34 ülkeden 13.000 müşterimizin hemen her birinde bu inanç vardı.) Çünkü çoğu ebeveyn, çocuklardan o yaşta yapılması hiç de gerçekçi olmayan şeyleri (üç ya da dört yaşında düzenli ve sessiz olmak, çağrıldığında gelmek gibi) yapmasını bekler ve ebeveynlerin büyük bölümü çocukları yapmaları söylenen şeyi yapmadığında sinirlendiği için, pek çok çocuk, eğer annem ve babam bana bu kadar sık kızıyorsa “Bende bir terslik olmalı” ya da “Yeterince iyi değilim” diye düşünür.

Kendimiz hakkındaki inançlarımız genellikle yaşamın ilk altı yılında oluştuğundan, çoğumuz evden dışarı çıkıp öğretmenler, diğer çocuklar, okul, vb. dünyasına adım attığımızda, hâlihazırda bu inançla donanmış oluruz. Hiç şüphesiz, böyle bir inanç okula başlarken bize şunu düşündürür: “Yeterince iyi değilsem, insanların beni sevmelerini nasıl sağlayacağım ve nasıl başarılı olacağım?”

Ve bu düşünceler, kendimizi kendimiz hakkında “hoşnutsuz”, bir dereceye kadar da endişeli hissetmemize yol açar.

Sonra bir gün bir çözüm belirir. Ebeveynlerimizin (ya da belki bir öğretmenin ya da koçun) beğendiği bir şey yaparız ve bize çok olumlu bir yanıt verirler. Bu bizi nasıl hissettirir? Mutlu ve kendimiz hakkında çok olumlu.

İlk birkaç kez kendimizi iyi hissederiz; ama olan bitene bir anlam veremeyiz. Bu olaylar dizisi birkaç kez tekrarlandığında, şu sonuca varırız: Kendim hakkında kendimi iyi hissetmiyor ve takdir ve/veya olumlu ilgi gördükten sonra kendim hakkında kendimi iyi hissediyorsam, bunun anlamı şu: “Beni yeterince iyi ya da önemli yapan şey, insanların hakkımda iyi düşünmelerini sağlamaktır.”

Bu, çok özel bir inanç türüdür. Kendini iyi hissetmek için ne olması gerektiğini bize anlatan bir inançtır. Bu olmadığında, kendimizi kendimiz hakkında pek iyi hissetmeyiz.

Olduğumuz halimizle yeterince iyi olamıyorsak ve yeterince iyi olmak için kendimizin dışında bir şeye ihtiyacımız varsa, bu dış şeyin ne sıklıkta olmasını isteriz? Her zaman! Herhangi biri bizi sevmediğinde, reddettiğinde ya da hakkımızda olumsuz düşündüğünde, “kurtuluş stratejimizi”, kendimizi kendimiz hakkında iyi hissettirme yöntemimizi kaybederiz. O noktada, temelde yatan “Yeterince iyi değilim” inancı su yüzüne çıkar ve gözümüzün içine bakıp bizi hem hoşnutsuz hem de bir miktar endişeli hissetmeye yöneltir.

Sonuç olarak, başkalarının hakkımızda iyi düşünmelerini sağlama ihtiyacı, pek çok insan tarafından bir uyuşturucu bağımlılığı gibi yaşanır. Bunu başardıklarında, o an için kendilerini iyi hissederler; ama, bir başka “çözüm”e ihtiyaç duymaları an meselesidir. O noktada, söz konusu çözüme ulaşmak, onlar için bir takıntı haline gelir.

Başka “kurtuluş stratejisi” inançları da vardır: “Beni yeterince iyi yapan, işleri mükemmel yapmaktır; beni yeterince iyi yapan, başarılı/zengin olmaktır (Şimdi neden bazı insanların buna saplanıp kaldıklarını anlayabiliyor musunuz?) ve beni yeterince iyi yapan, başkalarıyla ilgilenmektir.” Ve birden fazla inanca sahip olmak mümkündür. Ama kendi deneyimlerimiz gösteriyor ki, en yaygın inanç “insanların hakkımda iyi düşünmelerini sağlamak”tır.

Neden pek çok insanın başkalarının kendileri hakkında ne düşündüğüne bu kadar çok takıldıkları şimdi daha açık olmalı: Çoğu insan “Yeterince iyi değilim” inancına (ya da bunun bir versiyonuna) sahiptir ve bu inanca sahip olmaktan kaynaklanan endişeyi örtmek için çoğumuzun bulduğu çare, “başkalarının hakkımda iyi düşünmelerini sağlamak”tır.

İnsanların hakkımızda iyi düşünmelerini sağlama takıntısı pek çok inanca sahip olmanın doğrudan bir sonucuysa, bu takıntıdan kurtulmanın yolu da bu inançlardan kurtulmaktır.

Yazar: Morty LEFKOE

Kaynak: Marjinal