Abajurun altında en sevdiğim kadife,kırmızı şarap rengi koltukta uzanırken uyumak istemediğimi fark ettim bu gece.Sanki birşeyler yapmalıymışım da ama bir türlü ne olduğunu bulamayışımın bir huzursuzluğu varken üzerimde birden anladım neler olduğunu…Ben bu gece  karanlık odalarına girip bir bir açıcam tüm perdelerini olabilecek en gürültülü  şekilde,bakıcam sisle birleşen hayat odacıklarımda neler var….Süzülen gözyaşlarımı yakalayacağım yol yol,birleştikleri yerdeki beni izliyeceğim bir süre başımı ellerimin arasına koyup, ardında ceviz ağacı görünen camda…Siyah,deri kaplı defterin üzerindeki tozlu tabakaya dümdüz bir çizgi çekicem işaret parmağımla,ne zamandır neden sakladığımı anlamadığım cümleleri rahatsız edercesine.Yatağın üzerinde ters bırakılmış resmi çevireceğim,bir sürü yaşanmışlık olucak tanıdık bir bakışta…düşecek elimden,yine ters,olduğu yerde.Tahta dolabın kapıları hep gıcırdardı..yine aynı sesle açılacak…içinde hiç birbirine benzemeyen anı kıyafetleri…Bu aşka inandığım günden,bu mutluluğa inandığım,bu kaybettiğim gün den…bu gülümseyişimin her şeye rağmen beni güçlendirdiği..Bir bir ayıracağım atık duygularımı hep aklımın köşesinde anneannemden kalan tahta bir valize…

İçine karanlığı koyucam,içine birtürlü sevmeyi beceremeyenleri,cesur olmayanları, hayatı hep yarıda bırakanları…Aslında beni ben yaptığını sandığım ama gerçekte üzerimde hep eğreti duranları…Genelde hep ben gitmek isterdim ama bu gece onlar gidecek,herkes den sakladığım korkularım,pişmanlıklarım,keşkelerim,kızgınlıklarım… Bu gece kimsenin bilmediği bir ruh halinde ayrılacaklar benden elimdeki kapağı hiç kapanmayan,tahta valizle…Bahçeme doğru yol alıcam,hep mutevazi kalan patika yolumdan,yalınayak…toprak tanecikleri yaşıyor olduğumu kanıtlarcasına can acıtır batmalar yaşatacak bana…ama ilk kez canım yanarken ağlamayacağım..Ve hatta ben çoktan tepeye varmış olucam içimde zor zapdettiğim yerlere yatıp, kahkahalarla gülme isteğiyle…Tam tepede koltuk altıma kapanmayan kapağı nedeniyle zorla sıkıştırdığım tahta valiz zorlayacak beni,düşündürecek biraz  ama sonra arkamdan bir rüzgar desteklercesine omzumu sıvazlayıp boşluğa esicek. ‘Zamanıdır! Boşalt korkularını,endişelerini bırak bana kanatlansın…götüreyim,düşüşünü izle ağır ağır alçalan ihanetlerin,kaybolup gidişini…Sen kal bu kez,bırak sevmeyi beceremeyenler gitsin..yel değirmenlerine gönder kendini kahraman sananları,fener kulelerine yolla bir sevip bir sevmiyorum diyen yanar döner aşıkları,duyduğun tüm vaad edilmiş cümleleri içimdeki masallara yolla…Hiç göremeyeceklerine fısılda son sözlerini,hep söylemek isteyip de içinde tutuklu bıraktıklarını..Ama..sen,sen kal bu gece,sen bu tepeden dön gül bahçelerine…’

Yaptım.Ben bu gece kendimde kaldım,rüzgara yüzümü döndüm..Gülümsedim ‘Hepsi senin,yolun açık olsun…’ Şimdi ayaklarımda,yüreğimde hafiflemiş parmak izleri bırakıyor toprağa,burnumda pembe güllerimin kokusu… Gece bitiyor,ben dönüyorum perdelerini açıp içine gün ışığı doldurduğum bedenime… Ve artık hiçbir huzursuzluk kalmadı yüreğimde…