Vitrinden seçtiğimiz kadın ve adamlar var hayatlarımızda…Biz mi yoksa karşımızdaki mi bencil bunu çözmek zor.Akıllı olmaya çalışıyoruz artık severken.İşi,güzelliği,parası,kişiye sundukları…Deliler gibi aşığızdır sözde ama ilk zayıf anda kırılan zincir seviyorum dediklerimizde başlar,yada tam bizim içimizde…Çağı bahane ederiz,samanlık seyran olmaz deriz,heycan kalmadı deriz…Çoktur bahanelerimiz seçtiklerimiz artık yorulduysa,hastaysa,eskisinden daha az kazanıyorsa,sıkıldıysak ve hatta daha iyisini bulduysak…Sudan sebeplerimiz,hızlı tüketmeye bahanelerimiz var bizim.

   Uzun aşk savaşlarımız o kalbin tenine kadar sürüyor,keşif bitince tüm geri çekilmeler hızlı ve hatta acısız oluyor.Bir ilişkiyi tarif ederken mutluluk gülümsemiyoruz artık…Kariyerini anlatıyoruz,arabasını,hesabını…gülümsemeden,hissetmeden…En iyisi olduğu için,sahip olduğumuz için…Verebileceklerimizin değil,alacaklarımızın hesabını yapıyoruz kurulacak aşk şirketlerimizin.Kalbimizle değil aklımızla seviyoruz artık.Kendimize koca koca yalnızlık odaları hazırlıyoruz ihtişamlı düğünlerle ve sonrasında tam yanıbaşında kurulan başka bakışların hayalleri ve kalp atışları…Bir şeyler ilişkimizi ufacık sarssa,kahvaltı masasında,tamda eşimizin gözlerinin içine gülümseyerek bakarken kendimize ‘acaba daha iyisi varmıydı,olabilir mi?’ sorularını kaçınılmaz ve hatta öyle kolay kolay soruveriyoruz birden…

   Aklımızla seviyoruz,aklımızla sevdikçe basitleşiyor her şey…Aklımızla sevdikçe hızlı öğreniyor,deneyimliyor, ‘mış’gibi yapmayı yada kolay vazgeçmeyi sonuç olarak görüp,normalleştiriyoruz. Kalbimiz ve ruhumuz küçücük kalıyor büyük hayat yarışlarımızda.Birşeylere yenik düşüp birbirimize gerçek olmayan hayatlar armağan ediyoruz.Oysa Bilim ‘sex hayatı önemli’ derken her şey bundan ibaret demiyor,modern çağ özgürlük tavsiye ederken dilediğinizi aldatın,başka hayatları hiçbir sorumluluk hissetmeden gasp edin demiyor,psikloglar ‘Hiçbirşey sizden daha önemli değil’ derken çıkarlarınız için insanları yanıltın, -mış’lı sevdalar yaşayın,karşınızdakinde yarattığınız yıkımlar hiç önemli değil demiyor. Aklımızın anlamak istediği gibi anladıklarına trend bahaneler etiketleyip kalbimizden,vicdanımızdan,gerçeğimizden kendi hayatlarımızı çalıp onları bize ait olmayanlara ekleyip,çıkarıyoruz olması gereken buymuş gibi.Oysa hepimiz,içimizde gizli gizli büyüyen yalnızlık gebeliğiyle baş başa kaldığımızda öyle iyi biliyoruz ki içimizde çıkmak istercesine tepinen gerçeği ; ‘Akıl sevmez,akıl seçer’.Ama kalp,ruh..? O matematik bilmez, koşulları,yarışları yada idealleri yoktur…Yalnızca Sever…

                                                                                                                             Meltem Aydın