İç konuşmayı yönetmek için birkaç teknik anlatmak istiyorum;

  1. Bir düşünceyi içinizden beşten fazla tekrarladığınızda beyin onu gerçek algılar.Kendinize kırk kez , ‘Deliyim’derseniz,gerçekten delirebilirsiniz!Olumsuz iç konuşmaları kafanızın içinde tekrarlamayın.Kendinizle konuşmanıza engel olamıyorsanız gidip başkalarıyla,konuyla ilgisiz şeyler konuşabilirsiniz.Dış konuşma yaptığınızda olumsuz iç konuşma yapamazsınız.
  2. Bir düşünceyi içinizden çok duygusal bir ses tonuyla söylerseniz,beyin daha az tekrarda,daha kolay inanır. ‘Ben aptalım’ yada ‘Kesin olmayacak’gibi negatif ve sınırlayıcı düşüncelerinizi ‘buğulu’bir ses tonuyla içinizden çok sık tekrarlamayın! Bu tür cümlelerinizle gücünüzü bağladığınızın farkında olun.Aptalsanız bırakın bunu başkaları söylesin.Bir karar verin,kimden yanasınız?
  3. İç konuşma yaparken bilgi sahibi olmadan  fikir sahibi olma yanlışına  çok düşülür.Arkadaşımız randevumuza biraz geç gelince,onu beklerken hemen bunu niye yaptığına dair iç konuşmaya başlarız.cep telefonu kapalıdır,niye geciktiği hakkında bilgimiz yoktur ama niye gelmediğine dair fikir üretmede çok cesur davranırız.Bizi önemsememesine bağlarız. Oysa kaza geçirmiştir yada tersine kaza geçirdiğini sanırız;önemsemediği için gelmemiştir.Zihnimizde kendi kendimize varsayımlar kurar,kendi kendimize inanırız.Kendi akıl oyunlarımıza kanarız.Başımıza geleni içimizde olana göre yorumlarız.Bilgi sahibi değilseniz,fikir üretmeye çalışıp aklınızı boşuna yormayın.Uğur Mumcu’nun değişiyle; ‘Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayın.’

Mümin Sekman (Her şey seninle başlar adlı kitabından…)