Başarıyı engelleyen sözler saymakla bitmez. Bazıları virüs gibi bulaşıcıdır. Kırıcı sözlerle ruhlarda onulmaz yaralar açabilir ve insanların özgüvenini zedeler. Zehir gibi acı sözlerin kullanımı, en coşkulu ortamlarda bile havanın buz kesmesine yol açar. İletişimi bozan sözlerse kin tohumları saçar. Sevgi sözlerini kullanmakta olağanüstü cimri davranırken, başarıyı engelleyen sözleri her fırsatta kullanırız. Bu sözler, aile mutluluğunu ve ülke huzurunu bozar. Ailede, şirkette, toplumda şiddet tohumları eker. Kişilik ve özgüveni mermi gibi sözlerle yaralananlar güçten düşer, başarıda zorlanırlar. Dar görüşlü sözler:

 -> Sen adam olmazsın! Bunu diyen önce kendisiyle yüzleşmek, kendisinin ne ölçüde adam veya insan olduğunu sorgulamak zorundadır.

 -> Senin aklın ermez! Sana mı kaldı? Bu sözler küçüklerin ve gençlerin araştırma ve iş yapma azimlerini daha işin başında yok eder.

-> Boyundan büyük işlere kalkışma! Bu azarla ikide bir paylanan kişilerin kırılan cesaretleri kabuklarına çekilmelerine yol açar.

-> Senden başka ne beklenir ki? Sen kim, başarmak kim? Bu sözlerde küçümseme ve hor görme vardır, yeni filizlenen başarı girişimlerini hoyratça kırar.

-> Bu fikri de nereden buldun? Beynini terletip yeni fikir veya çözüm üretenlere önce böyle sitem edilir.

-> Bunu hiç deneyen olmuş mu? Bu soruyla yenilikçi kişiden ikna edici örnekler bulması istenir.

 -> Düşünce iyi ama pratik değil! Dar görüşlü kişiler bu söle teklif edilen yeniliği daha anlamadan hemen ”Hayalci!” etiketini yapıştırırlar.

-> Bizim için çok erken! Mevcut bozuk düzeni sürdürmekten yana olanlar bu itirazla değişim teklifini gündemden düşürmeye çalışırlar.

-> Eski köye yeni adet getirme! Bu uyarıyla yeniliği savunan sert şekilde azarlanır.

-> Bakalım başarabilecek mi? Eskinin taraftarı bu şüphe uyadıran sözle yeni fikirleri hayata geçirenleri devamlı gözetler. İpteki cambaza ”Ne zaman düşecek?” diye bakarcasına, aksiliklerin yenilikçi kişiyi ne zaman sendeleteceği ve yere sereceği kıskanç bir merakla izlenir. Getirdiği yenilik başarılı olanlarsa insafsız eleştirilerle yıpratılır. Övgü bekleyen yenilikçiye yöneltilen tepkiler onu anasından doğduğuna pişman edecek kadar serttir.

Tembellik bahaneleri!

Problemleri algılayanlarama çözüm için kendilerine yormak istemeyenler, koltuklarına gömüldüklerinde şu bahaneler ile kendilerini avunurlar:

-> Bırakmazlar! Bu sözü bir işi deneyecek enerjiyi kendinde bulamayanlar peşin olarak kullanır.

-> Zamanım yok! Tembelliğine bahane arayan haftanın 7 gününün, günün 24 saatinin 2-3 saatlik bir başarı çabasına yetmeyeceğini savunur.

-> Nereden başlasam bilmem ki? Siz bir kere ilk adımı attığınızda çözümler çorap söküğü gibi arka arkaya gelir. Yeter ki başlayın!

-> Artık çok geç! Bir işi başarmak için hiçbir zaman geç değildir. Her zaman ve her şartta yapılacak birşey mutlaka vardır.

-> Bana kalsa çoktan yapardım! Bu bahaneyi bırakıp bir an önce harekete geçin. Elinizi tutan mı var?

-> Ben tek başıma ne yapabilirim ki? Bu cümleyi bir aksaklığı gören ama düzeltmek için parmağını taşın altına sokmayanlar kullanır.

 Siz ataletinize böyle kılıf aramayı bir tarafa bırakıp birşeyler yapıtğınızda başkaları da peşinizden gelebilir.

Çaresizlik batağındakiler Eski başarısız girişimler bazen insanı çaresizliğe sürükler, oluşan atalet yüzünden zamanla kişi daha derinlere batar:

-> Ne yapsam boş! Neye yarar ki? Kendinizi mücadeleden uzak tuttuğunuzda, sorunlar daha da büyüyerek üstünüze gelir. Yapılan her işin çözüme az veya çok bir katkısı vardır. Hiçbir şey boşa gitmez.

-> Bu işte bir bit yeniği var! Bu düşünceyle uzak durduğunuz bir konuyu yakından incelediğinizde riskler ve fırsatlar somutlaşır ve daha akılcı kararlar alabilirsiniz.

 -> Bu işin sonu yok! Böyle dedirtecek kadar kötü giden işler, bir yol ayrımından sonra birden düzelebilir.

-> Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete! Bazen olayların akışı ve dünyanın gidişi karşısında böyle diyecek ölçüde çaresiz kalabilirsiniz. Ancak düşündükçe, tartıştıkça, okudukça çaresizlikten ve hayata seyirci kalmaktan kurtulursunuz. İletişimdeki parazitler

-> Anladın mı? Konuşma sırasında muhataba böyle demek onun kavrayışını küçümsemek anlamı taşır.”Anlatabildim mi?” diye sormak daha iyidir.

 -> Sen zaten hep böylesin! Diyalog sürerken bu çıkış geçmişteki bir kuyruk acısının belirtisidir, sağlıklı iletişimi anında koparır.

-> Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Kişiliği, fikirleri zayıf kişi en ufak tartışmada bu soruyu makamını, muhatabı ezmede kullanır.

-> Sen kim oluyorsun ki? Bu sözden medet uman büyük bir hatalı davranış içindedir.

-> Paran kadar konuş! Zenginliğinin sahta gururunu öne çıkar.

 -> Sen gelirken ben gidiyordum! Nüfus cüzdanının eski olmasının sahte gururu öne çıkar.

 -> Ben demiştim! Karamsar kehanetler yapmayı huy edinen, çözüm çabalarına katkıda bulunmadan işlerin kötüye gitmesini sinsice bekler. En büyük zevki felaket anında bu sözü söyleyip övünmektir.

                                                                                                                                           (Alıntı)