Etiketler

, , , ,

Gözlerine ilk baktığımda garip bir sonun bu kadar pervansızca içine saklandığını bilmiyordum.Bana gülümseyince hiç düşünemeden gülümseyişimin aslında ipe asılı yüreğimin ayakları altında kalan hayat taburesini kendi isteğimle itelemek olduğunu da hiç fark etmedim.Ölüm öncesi insanın ruhuna çöken iyilik gibiydin,güzeldin…Huzurluydun…Sevda hiç bu kadar yakışmamıştı üzerime,ben hiç bu kadar sevmemiştim.Hiç bir nefesi yoklamamıştım uyurken,her sabah ‘Kahvaltını yaptın mı sen?’diye sormuşluğumda olmadı kimselere daha önce.Havva değildim ama kendimi senden yaratılmış,ruhuma da sevdan üflenmiş bir kuldum ilk bakışından gayri…Yaratılışım,senliğim hep ben kalacak kadar koyu sanıpta yanılmışım. ‘Sonsuza dek …’cümlesinin yalnızca annemin çocukken bana aldığı Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler kitabında, masalda mevzuyu bitirmek için kullanılan ama aslı olmayan bir cümle olduğunu,iki kişilik bir yalnızlığın içine düşünce anladım.Vazgeçmeyi hiç sevmemene rağmen,beni sevmeyi vazgeçişinden anladım… Aslında yaşadığım şey; filmin en heyecanlı kısmında ansızın elektriklerin kesilmesi gibiydi. Karanlık ve can sıkıcı.Birileri birazdan herhangi bir ışık kaynağını getirip,burnumun dibine yerleştirecekti ve ben birileri gerçek hayattan sohbet ederken,aklımda filmin sonu ihtimalleri,yüreğimde hayal kırıklığı,dayıcaktım bir kova tuzlu mısırı mideme.Kusana kadar…Öyle ya,başlamak tan önce geliyor belki de bitmek,niye düşünürüz ki ‘sonsuza dek…’ ihtimalini? Şimdi ‘nerden çıktı?’ diyeceksin bunca düşünce,üstelik ayaklarımı kucağına koyup,ayak parmaklarımla komik hareketler yapıp,dikkatini çekme ihtimalim artık hiç kalmamışken.Şu an sensizliğim belli dağınıklığımdan ,zaten saklamıyorum da ne zamandır.Aile ebeveynlerinin toplaşıp dizi izlediği bir saatte ‘mış’ gibi yapıp kurulmuşum bir koltuğa, ‘Varmış’ gibi yapıp!.Kendi bildiğimce sen düşünürken arı vızıltısı gibi gelen tv sesinin içinden bir bölümle uyanışa geçti kulaklarım; dizi aralarında okunan şiir yada bir düşünür sözü,kaynağını pek sorgulamadım.Şöyle diyordu;

Allah, der ki; Kimi benden çok seversen onu senden alırım…
Ve ekler , O’nsuz yaşayamam deme, seni O’nsuz da yaşatırım…
Ve mevsimler geçer,
gölge veren ağaçların dalları kurur,
sabır taşar, canından saydığın Yar bile bir gün el olur…
Aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur, öyle garip bir dünya işte.. Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur…
Düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın…
En garibi de budur ya, öldüm der durur, yine de yaşarsın.

Ardından aklıma ‘Sensiz kalırsam bir gün,nefes bile alamam.’ deyişim geldi.Yokluğun bir ürperti gibi yokladı bedenimi,gözlerimde ev ahalisinden saklamayı beceremediğim bir taşkınlık…Ama bitmedi hiçbir şey,ben yine nefes aldım.Sırtımı yasladım geriye,başımı koydum arkaya,kapatım gözlerimi; Ölüm öncesi insanın ruhuna çöken iyilik gibiydin,güzeldin…Huzurlu…