Etiketler

, , ,


Vitrin camına burnumu dayarken gördüğüm o müthiş dökümleri olan mavi elbiseye bakarken ‘Acaba bu olabilir mi?’ diye düşündüm içimden,onun beni sardığı gibi güvenle sarmalayıp,onun tüm hatalarımı kapattığı gibi kapatabilirmiydi bu kumaş?Ümitsizce ‘Tabikide hayır!’ manasında kafa salladı içimdeki ses.Bir kaç adım ötedeki parfümeriye daldım sonra biçare;bal arısı gibi bir o kokudan bir o kokuya,ama hiçbirisi onun kokusu değildi,onun beni kokladığı gibi derin ve içten koklayabileceği koku yoktu burada,benim kucak dolusu kusmuk kokuma bile ‘Oh,misss benim yavrum…’ diyen bir kadına nasıl bir koku alınırdı ki? ‘Bir şişe evlat kokusu lütfen.’ deme şansım olmadığını kavrayınca oradan da çaresiz sürüye,sürüye çıktı ayaklarım…Rengarenk bir çiçekçi vitrininin önünden boş,boş bakarak geçtim,dalından koparılan çiçekleri sevmez ki…dalında dosttur onlara.Bir saksı küstüm çiçeğini çocuğu gibi sevip,konuşurken gördükten sonra cesaretim olmazdı dalından kopmuş bir buketi,çiçeğe bile gülümseyen bir kadına götürmeyi.
Karıncalar gibi hızlı ve telaşlı mağzadan,mağzaya gezinip duruken,çaresiz hissettim kendimi birden.Benim doğumumla kendi hayatından vazgeçen bir kadına ne hediye alınır ki,bir başka canı kendi canından da çok sevebilen bir kadına? Beni en sevimsiz halimleyken bile sevimli bulup yanaklarımı sıkıştırıp öpen bir kadına?Ben daha bir hediye bile almasını beceremezken,kendi hayatında sahip olduğu her gününü,dakikasını hiçbir karşılık beklemeden bana mutluluk ve sevgi paketlerinde hediye eden bir kadına?Tek taş bir yüzük benim için geçirilmiş uykusuz gecelerin,ayağım takılıp düşünce yerinden kalkıp can haliyle beni şevkatle sarmalayan bir yüreğin,sırf benim canım istedi diye onca yorgunluğun içinde tombul poğaçalar yapan ellerin ederi mi ki dersiniz? Birden bu yaşımın,üzerimdeki emeğin kıymeti çöktü üzerime…Her şeyin bedelini nakite çeviren zekamızdan utanıverdim doğrusu,senede bir kere alınan bir çanta,elbise,tektaş yada her neyse…Ne yapmaya çalışıyorum ki?diğer anneler günün den kalma bir çantanın yanına bir diğer elbiseyi eklemek gerçekten
anlamlımı ki? Yinede ufak tefek bir şeyler ‘Adettir.’ deyip alınacaktı elbet ancak elimdeki poşetlerle evin kapısına dayandığımda,yılların bile güzel gülümseyişini eskitemediği annem kapıyı açtığında bilecektim;Onun için en güzel hediye boyunu aşmış biricik kızının ayakkabılarını bile çıkarmadan içeriye dalıp ‘annemmmmm’ diye boynuna sevgiyle sarılıvermesiydi… Ne küçük ve mütevazı bir bedel değil mi? İnanın bana hayatta hiç kimse sizden bu kadar az şey beklemez, üstelikte koca bir ömrü size adarken…