Etiketler

, , , , , ,

Çocukken büyümenin,büyükken küçülmenin tam ortasında kalan koca bir onsekize dönüşesim geliyor bazen,özellikle hayatın kimyamı ele geçirip beni keçi hayvanlarıyla muhatap ettiği anlarda….
Hani şu,odasının duvarında asılı olan o kocaman şaşalı postere bakıp ‘Bir gün bende dünya starı olacağım!’ dedirten onsekize. ‘Ey gidi ey,ben senin yaşında olsaydım…’ diye söyleten onsekize.Gözü kara,cesur onsekize…Evde az önce yediği azardan babaya kızıp kendini kıyafetleriyle öylece,durup dururken kış ortasında sinirden denize atlatan onsekize,sonrada arkadaşına verdiği cüzdanını cebine sokup serseri,serseri gülümseyerek hayata devam ettiren onsekize!
Bazen oluyor işte…Her şeyi bir kenara bırakıp,yeşil bir şarap şişesini,kiremit duvarın üzerine koyup onu vurana kadar taşlamak ve vurunca da dünyayı kurtaran adam nidasıyla tepine,tepine sevinmek istiyorum.
Aşk acısından bir köşeye kapanmış hıçkıra,hıçkıra ağlarken,iki arkadaş gazıyla akşamına kendimi bir club da mutluluktan çıldırmışcasına ve kimsenin anlayamadığı figürlerle dans ediyor bulmayı yada.
İçinde bulunduğum bu yetişkin dünyaya kocaman,kırmızı,camları olmayan komik bir gözlük takıp bana şaşı yapsın istiyorum,sonrada paçaları ne hikmetse o yaşlarda hep kısa kalan pantolonumla yerlere yata,yata çatlayana kadar gülmeyi aslında hiç komik olmadığını bile bile,sırf güleyim diye…
Tıpkı o zamanlardaki gibi asileşiyorum bazen işte! Başka herkese saçma sapan gelen mantıklı hayallerimi sokasım geliyor hayatın gözüne.Hiç yüzü gülmeyen Ahmet amcanın camına taş atıp sonrada ‘O tarafa kaçtı Ahmet amca.’deyip,sokmak istiyorum ellerimi cebime.
Hiçbirşey olmamış gibi,
Yaş yine onsekiz gibi,
Yokuş aşağı bir keyifle….