Etiketler

, , , , ,

cs2012

Çocuklar, geleceğe gönderdiğimiz ve asla göremeyeceğimiz mesajlar…Biz hepsini sevgiyle,özenle,nice itina ve şefkatle hazırlarken geleceğe,bu yıldız,yıldız parlayan sevimli bakışların etrafında kol gezen tehlikeleri de yok sayıveriyoruz bazen. ‘Asla benim çocuğumun başına gelmez.’özgüvenine kapılıp, gözlerimizi kapatabilme yanılgısına düşebiliyoruz kolaylıkla.Oysa bakın dünya istatistikleri çocuklarda cinsel istismar hakkında neler söylüyor;

Dünya genelinde buluğ çağına gelmiş kızların yüzde 25’i,erkelerin ise yüzde 15’i cinsel istismara maruz kalmakta. Daha da korkuncu mağdur çocukların yüzde 75’i kendilerini en güvenli hissetmeleri gereken yerde ‘sıcak yuvalarında’istismar ediliyor.Her 10 erkek ve her 3 kız çocuktan biri 18 yaşından önce cinsel istismara uğrama riski taşıyor.Çocuğun engelli olması bu riski artırmakla birlikte çocuk cinsel istismarının yüzde 70’i küçük yaş gurubunda görülmektedir.Cinsel istismara maruz kalan çocukların; %30’u 2-5 yaş,%40’ı 6-10 yaş,%30’uda 11-17 yaş grubundadır.Ve üzülerek son olarak da belirtmek isterim ki,bunların gerçek oranlı tahmini daha yüksektir.

İstatistikler bazen pek dikkate alınmaz. Öyleyse olaya gelin birde şöyle yaklaşalım;Çocuğunuzun başına gelen herhangi bir cinsel istismar olayını sizinle paylaşma olasılığı ne kadar sizce? İnanın bana bu düşündüğünüzden çok daha küçük bir olasılık.Çocuklarımızı büyüten,onlarla ilgili tüm sorumlulukları üzerimizde taşıyan biz ebeveynler ve bu rezaleti gerçekleştiren şahıslar;her iki taraf da yetişkin.Ve çocuklar biz yetişkinlerin her şeyi bildiğini düşünürler.İyi ve kötü hali algılayamayabilirler.Yada daha kötüsü tacizci bir aile bireyi yada yakınıysa yıllarca tehdit altındayken buna maruz kalabiliriler.İnanılmama ve suçlanma ihtimalide çocukları susturan çok ciddi etmenlerdendir maalesef.

Anlayacağınız çocuğu olan ve hatta olmayan bir birey bile bu konuda az çok bilgiye sahip olup bilinçli hareket etmelidir. Konu hakkında makalelere göz atmalı,bilinçli ve iyi bir gözlemci olmalıyız.Çocuklarımıza ‘Etraf tehlikeyle dolu.’ Mesajı vererek korkutmak yerine(4ve 7 yaş aralığında) onlara edinilmiş kendini korkuma davranışları kazandırmalıyız. Nasıl mı?

  • Öncelikle gereken cinsel eğitim verilmeli. Erkek ve kadın organlarının farklılığını yaşı gereği bir dille izah edip,çocuğun bu bölgelerin başkaları tarafından dokunulmaması gereken özel bölgeler olduğunun anlaması sağlanmalı.
  • Vücudun görülmemesi ilkesi çocuğa aşılanmalı. Çocuk başkalarının yanında giyindirip soyundurulmamalı,dört yaşından itibaren ikinci bir aile bireyiyle çıplak olarak aynı banyoyu paylaşmamalı,yedi yaşından itibaren genital bölgelerinin başkaları tarafından görülmemesi gerektiği öğretilmeli,ve tuvalet ihtiyacının mutlak suretle yalnız olmak kaydıyla gerçekleştirilmesi gerekliliği anlatılmalıdır.
  • Çocuğa kendi tercihleri konusunda saygı duyulmalı ve çocuk istemediği bir şey konusunda zaman,zaman anne ve babaya ‘hayır’ diyebilmelidir.Bu çocuğun başka yetişkinlere de istemediği bir şey yapabilme ihtimalinde ‘Hayır’ diyebilme özgüvenini sağlayacaktır.
  • 7 yaşından itibaren çocuğa yetişkin bir birey gibi davranmalı, odasına girerken, giyindirip soyundururken izin alınmalı.
  • Aile içinde televizyonda izlenen programların yaş grubu dikkate alınmalı ve özellikle çocuklarımız bilgisayar başında vakit geçirirken mutlak bir denetim altında bulundurulmalı. Zira bazen tacizciler bu yolla evlerimize çok kolay girip, çocuklarımızı kolaylıkla kandırabilmektedir.
  • Çocuklara tenha yerlerde bulunmamaları(Boş inşaat evleri,ara sokaklar vb.) ve yabancı insanlara kulak asmamaları konusunda onları çokta korkutmadan uyarılarda bulunulmalı.

Tüm bu önlemleri aldınız.Peki,’Çocuğumun başına böyle bir durum gelirse ben nereden anlarım?’sorusuna gelince nasıl cevaplarsınız? İşte buda çocuğunu iyi tanımak ve doğru gözlemlemekle cevaplandırılabilir.Uzmanlara göre şu olumsuz reaksiyonlara dikkat edilmeli;

  • Çocuğunuz özellikle bir yere gitmekten kaçınıyorsa yada hiçbir yere gitmek istemiyorsa.Okula bile…
  • Gece uykularında ani bozulmalar,kabus görme,idrar ve dışkı kaçırmaları başlamışsa.
  • Çocuk davranışlarında değişim gösteriyorsa.Şöyle ki; Cinsel istismara uğramış erkek çocuklar genelde ‘Agresif (öfkeli)’ davranışlar sergilerken,kız çocuklarında genelde ‘Depresif’ davranışlar görülebilmektedir.Genel de içe kapanıklık söz konusu olabilir.
  • Özellikle bir kişiden ya da bir yerden şiddetle korkuyorsa dikkate alınmalıdır.
  • Toplum içinde aşırı cinsel davranışlarda bulunup,kendinden küçük çocuklara cinsel amaçlı davranışlar sergilemekteyse,
  • Kendisine herhangi birinin dokunup dokunmadığı sorulduğunda aşırı şiddetle yada olağan dışı bir halde tepki veriyorsa,
  • Suça yönelme ve davranış bozukluğu başlamışsa,
  • Fiziksel muayenelerden kaçınıyorsa
  • Resimlerinde,oyunlarında,hayallerinde cinsel tacize ilişkin unsurlar bulunuyorsa
  • İntahar davranışı sergiliyorsa dikkate alınmalıdır.
  • Ve son olarak da görülebilecek fiziksel bulguları da not düşmek isterim ; Mesane ve bağırsak kontrolünü aniden yitirme,cinsel bölgede olan kaşıntı,kızarıklık yada yanma.

Bitirirken belirtmek isterim ki böyle bir durumu fark ettiğinizde öncelikle çocuğunuzun kendini güvende hissetmesini sağlayın ve endişelerini giderip yalnız olmadığını hissettirin.Aksi halde kendini yeterince güvende hissetmeyen çocuk konuşmayacaktır.Onları dinlerken ciddiye alın ve ciddiyetle dinlendiğinin farkına varmasını sağlarken asla önemsemiyormuş gibi yapmayın,yada çığlıklar atarak panik haline girmeyin.Durumun tespiti ve adli işlemlerin başlatılması için çocuğunuzu en kısa zamanda bir hastaneye ulaştırmalısınız.Konusunda uzman kişiler sizleri sağlıklı bir şekilde yönlendirip siz ve çocuğunuzun bu olayı olabilecek en az travmayla atlatmasını sağlayacaklardır.Güçlü olun.Susmayın,susturmayın.

Ne yazık ki hepimiz ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.’kültüründe kavrulup giden bir milletiz.Ancak acı gerçek şu ki,birileri birilerine dokunuyor ve o her dokunuş bir çocuğun hayatını acı-kara bir hale sokuyor.Hani bide hep ‘birileri’ diyoruz ya,o birileri bize düşündüğümüz kadar uzak da olmayabilir.Gelin hep beraber bu konuyu ciddiye alalım.Bilinçlenelim ve hatta bilinçlendirelim.Sadece kendi çocuklarımızın değil bütün çocuklarımızı koruyalım…Gelecekte hatırladıkları tek şey birkaçı eksilmiş süt dişleriyle koca koca gülümseyişleri olsun…

Reklamlar